Ödev dediğiniz öyle değil böyle olur!

Hem ABD'de hem de Türkiye'de eğitim görmüş bir lise öğrencisinin ödevler hakkında yazdıklarına bir bakın!

Deniz Temur
-A A+

Az ödev mi, çok ödev mi, hiç ödev mi?

Daha önce bu konudaki fikrimi 'Günlük ödev yapma süresi ne kadar olmalı?' başlıklı yazımızda tartışmıştık. Okuyanlar bilir, okumayanlar da linke tıklayarak bir göz atabilir.

Bugün ise 'nasıl ödev?' sorusuna yanıt arayalım. Hem Türkiye'de hem de ABD'de eğitim görmüş bir lise öğrencisi Gülcan Köse'nin New York Üniversitesi profesörlerinden Selçuk Şirin'e yazdığı bir mektup soruya çok net bir yanıt veriyor. Şirin'in Bir Türkiye Hayali adlı kitabında geniş yer verdiği o mektubun detayları 'fazla söze gerek yok' dedirten türden.

Buyrun başlayalım!

"Amerika’daki çoğu lise ve ilköğretim okullarında öğrencilerden araştırmaya yönelik istekler var. Bunların çoğu öğrencinin kendi vaktinde gerek gazeteden, gerek internetten gerek diğer kaynaklardan bulduğu ve okuldaki derse uyumlu olan bir haber olarak isteniyor. Öğrenciden beklenti, bulduğu haberin detaylı bir özetini çıkartmak ve bununla da kalmayıp konuyu analiz edip kendi düşüncelerini belirten bir yazıda bütünleştirmek. Amaç her derste ayrı ayrı öğrenciye araştırma yapma, bilgiye ulaşma, analiz-sentez yapma ve makale yazma yeteneğini kazandırmak.

Bu ödevin nasıl bir formatta istenildiği ve beklentinin genişliği, derse ve öğretmene göre değişebiliyor. Örneğin, biyoloji dersi için bulunan bir haberde konu hakkında öğrencinin kendi düşünceleri değil de, bunun nasıl  gelistirilebilecegi veya dünya için neden önemli olduğu  gibi konulara değinilmesi isteniyor. Yurttaşlık Bilgisi ya da Sosyal Bilgiler derslerinde ise özetin yani sıra bu olayın devleti ve toplumu nasıl etkilediği veya etkileyebileceği ya da tarihte olan benzeri haberlerle bağlantı kurulması da beklenebiliyor. 

Bunların yanı sıra, bulunan haberin veya makalenin, güvenilir ve bilindik bir haber kaynağından olması bekleniyor. Bunlar için önde giden iki büyük örnek, The New York Times ve The Washington Post. Fakat öğrenciler, fen dersleri için The Scientist gibi özel alanlara odaklanmış web siteleri de kullanmakta özgür. 

Okulun ve öğretmenlerin, bu tür ödevlerde her şeyden önce en önem verdiği şey, ögrenciye özgü olması ve orjinallik. Eğer ödevin alıntı olduğunu veya aslen öğrenci  tarafından yazılmadığı anlaşılırsa, “plagiarism” veya “eser hırsızlığı” olarak geçen çok ciddi bir etik boyuta dönüşüyor. Bu etik olarak kabul edilemez ve lise öğrencilerinden ne kadar ciddi olduğunun farkında olmasının beklendiği bir davranış. Amerika’da bu şekilde lisesinden, hatta üniversitesinden atılan öğrenci sayısı çok fazla. Öğrenci, yazısında yaptığı alıntıların hepsini belirtmekle sorumlu ve orijinal yazara kredi vermek zorunda. 

Bilim dersleri icin (fizik, kimya ve biyoloji gibi) bulunan makalelerin, o ay içinde okulda işlenen konuyla ilgili olması bekleniyor. Mesela bizim okulda ögrenci ayda 4 haber/makale bulmakla yükümlü ve ay sonunda bunları toplu olarak veriyor. İşlenen konularla ilgili haberin her zaman bulunması tesadüf gibi gelmiyordu, bu yüzden birkaç öğretmenle bu konu hakkında konuştum. Fakat hepsinin söylediği şey, okulların haber şirketleriyle hiçbir ilgisinin veya anlaşmasının olmadığı ve ne olursa olsun bilim dalında haberin her zaman bulunduğu idi.  Ve haklıydı. Çünkü bu okulda okuyan bir öğrenci olarak, istenilen konular hakkında haber bulmakta şu ana kadar hiç zorlanmadım diyebilirim.

Benim düşünceme göre  bu sistemin Türkiye’de uygulanabilmesi için, ilk önce günlük hayatta gördüğümüz  haberlerin konu genişliği açısından darlığını düzeltilmesi gerekir. Ülkemizde haber konuları: verdiğimiz şehitler, terörizm ve ünlü insanların hayatlarında ne yaptığı ile sınırlı. Bilim hakkında haberler sıklıkla çıkmıyor.

Bir de öğretmenlerin bu konuda istekli olması gerekiyor, buradaki sistem ya da müfredat öğretmene bunu yaptırmayı sağlıyor çünkü öğretmenler de ödev verebilmek için gazetelerde ya da dergilerde çıkan bu haberleri yakından takip etmek zorunda. Örneğin geçen yıl sadece biyolojiyle ilgili 20'den fazla makale yazmıştık.’’

Evet sardı mı sizi de bir düşünce!

Eğer 'bizim çocuğun da böyle ödevleri var' diyorsanız şanslı azınlıktansınız.

Yok eğer test kutucukları dolduran, oradan buradan kestiği resimleri kartona yapıştırıp okula götürünce 'ödev' tamam diyen velilerdenseniz (ne yazık ki büyük bir çoğunluğumuz böyle) HAYIFLANMAYI BIRAKIN! ELİNİZİ TAŞIN ALTINA KOYUN! 

Önce siz sorgulayın, sonra çocuğunuzun sorgulaması için IŞIK OLUN! ÖĞRETMENLERİ DÜRDÜKLEYİN! DİĞER VELİLERİ UYANDIRIN!

Haydi hepimize kolay gelsin!

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem

Bu içeriğe yorum yapın

0 Yorum