Aşk gidiyor bizden!

Ben de romantizm kayığına binip en güzel aşk şarkılarını söylemeye bayılıyorum ama eğri oturup gerçekleri konuşmanın zamanıdır.

Gökhan Dağıstanlı
-A A+

Lafı hiç dolaştırmadan söyleyeyim. İlişkilerde yapılan en büyük hata, aşkı ilişkinin başındaki haliyle korumaya çalışmaktır.

İnsan aşıkken gözünün önüne bir perde iner adeta. Ne halt edeceğini bilemez. Bir işi yaparken nasıl yaptığıyla ilgilenmez artık. Onun için önemli olan hızlıca yapıp bitirmektir. Bir yere gidiş amacının önüne geçer dönüş merakı. Hayatının tek önceliği sevgilisidir çünkü. Yaşamında konu olabilecek başka ne varsa geri plana atar. Aldığı nefes sevgiliye endekslenmiştir artık. Bir takım kimyasal reaksiyonlar aşık insanın kontrolünü ele geçirmiştir. Salgılanan oksitosin hormonu bu duruma bir sarhoşluk hissi ekler. O dakikadan sonra sevgilisinin evini gözü kapalı bulur işte. Gözü kapalı tanır onu en kalabalıklarda. Zifiri karanlıklarda kokusuna teslim olur. 

Ancak aşk başladığı anda buna ilk tepkiyi aşık insanın vücudu verir. Aşkı bir tehlike gibi algılar aslında ve objektif bakarsak haksız da değildir. İnsan aşık olunca başına geleceği herkesten önce kendisi bilir. Ama göze alır. Sevgilinin uçurum gözlerine baktığında düşeceğini bilmek gibidir bu. Pervane misali ateşe koşarken yanacağını bilmek gibidir... Bu bilgi vücudu ikiye ayırır işte. Bir yanı aşk sarhoşu ederken insanı, diğer yanı bu tehlike sinyalinin baskısıyla adrenalin sağanağına tutar. Geriye kan ter içinde bir sarhoşluk hali kalır avuçlarında. Atsa atamaz, satsa satamaz. Bu çelişkili zaaf insanı yiyip bitirir. Ve günün sonunda hayatta kalma içgüdüsüyle hareket eder insan, aşkı yavaş yavaş yitirir. Bunu ne kötülük olsun diye, ne sevdiğini üzmek için, ne de bir başkasına tutuldu diye yapar. Tek gayesi hayatını idame ettirebilmektir. Bu yüzden yıllarca sürecek bir aşktan bahsetmek bence mümkün değildir. Bir pil gibi yuvasına girdiği anda tükenmeye başlar. Kavuşulmuş aşk uzun süre sürdürülebilir bir duygu değildir!

Ben de romantizm kayığına binip en güzel aşk şarkılarını söylemeye bayılıyorum ama eğri oturup gerçekleri konuşmanın zamanıdır. Rasyonaliteye iman etmiş bir mühendis kafasıyla, gözlemlerimizi ve damarlarımıza zerk edilmiş romantizmi harmanlama günüdür bugün; aşktan yanma değil mümkünse faydalanma günüdür.

Peki hal böyleyken insanın elinden ne gelir? Aşk genelde tek taraflı başlayan bir duygudur. Bir insan aşık olur ve elinden geleni ardına koymaz. Bu aşkın muhattabı ise kendisine sunulan bu aşka aşık olur.

Peki karşısındaki insanın aşkına aşık olan kişi, bu aşk zamana yenik düştükçe ne yapabilir? Bunun cevabı acı ve basittir: Hiçbir şey! Bu noktada çırpınmak fayda etmez artık, aşk insanın gözünün yaşına bakmadan sızım sızım sızlayarak diner.

Öyleyse sırtını aşka dayamamalıdır insan, karşısındakini sadece ona yaşattıkları için sevmemelidir. Bu sürdürülebilir olmayan dayanaklar üzerine inşa edilen her şey günün sonunda yıkılmaya mahkumdur. Aşk, insana karşısındakinin ruhunun derinliklerini keşfetme zamanını verir. İşte orada insanı sevecek bir şeyler bulabiliyorsanız -gerçek anlamda sevgi tek ölümsüz duygudur- o zaman aşk görevini başarıyla tamamlamış demektir. Aşk dönemini, o sarhoşlukla yüzeylerde geçirenlere ise kaçınılmaz son geldiğinde acı bir ayrılık, biraz da hüzün kalacaktır.      

Bu içeriğe yorum yapın

6 Yorum
"aşk ölmez biz ölürüz"...
Acısı ve de coşkusuyla muhteşem bir duygu.Bence herkes bu hazzı tatmalı
Bir elmanın yarısı olmaktır aşk. Aynı anda aynı şeyi düşünmektir. Haa iyi elma kurtlanır diyeceksiniz, yiyecek birşey bulamazsa zaten çeker gider. Sevgiyle.....
Kavuşulmuş aşk uzun süre sürdürülebilir değildir. Yürekten katılıyorum buna😍yoksa Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin 'in aşkını konuşuyor olmazdık. Kavuşamadıkları için aşkları devam etti, dilden dile anlatıldı. Ayrıca aşkın zamanla şekil değiştirdiğine inanmıyorum. AŞK sevgi, nefret hepsi farklı ayrı duygular. O yüzden aşkta dönüşüme inanmıyorum. Aşk biter geriye Gökhan' ın dediği gibi acı ve hüzün kalır bu da bir daha aşık oluncaya kadar. En güzel tarafı geriye kalan o anılardır. Bence 💟 :::::Özlem::::
Güzel bir yazı olmuş. Bu kadar masalsı ve ayakları yerden kesip aklı kafadan tamamen uçuran bir duyguya gerçekçi bakabilmek de güzel. Çünkü aşk gökyüzüne çıkmak sonra da gökyüzünden düşmek, yere çakılmaktır bazen. Ama aşk bitmez ki- "aşk hiç biter mi"- , şekil değiştirir yalnızca; sevgi olur, güven olur...Tolstoy da yazdığınıza benzer bir şey söylemiş; "aşkta hep bir kişi aşık olur, diğeri ise buna izin verir" demiş...hep öyle olmak zorunda değil tabii...Neyse, aşkı yaşamak, ona dair düşünmek, yazmak hepsi çok güzel tabii ~ Ada