Her ilişkide sınırları gözeterek bir miktar mesafe koymak iyidir!

Anadolu Sağlık Merkezi Yetişkin ve Çift Psikoterapisti Necmiye Doğruer, samimiyet derecesinin tüm sınırları ortadan kaldırdığı düşüncesinin yanlış olduğunu belirtiyor.

Her ilişkide sınırları gözeterek bir miktar mesafe koymak iyidir!

İnsan ilişkilerinde en çok kafa karıştıran konulardan birisi de “yakınlık-yakın olma” kavramı. Yakınlık ve samimiyet dendiğinde çoğu zaman arada hiç sınır ve mesafenin olmadığı, her türlü ihlalin mazur görüldüğü, oldukça yoğun iç içe olma hallerinin olduğu ilişkiler akla geliyor. 

İlişkilerde aşırı bir yakınlaşma ve iç içe geçme hali bir zaman sonra hiç hesap edilemeyen sorunlar doğurabiliyor. Bu gerekli mesafenin korunmaması da çoğu zaman riskleri beraberinde getiriyor. Sanılanın aksine yakınlık ve samimiyetin, tüm sınırların ortadan kalkmadığı makul mesafeler içeren ilişkilerde daha kuvvetli olduğunu söyleyen Necmiye Doğruer, ilişkilerde nefes aldırıcı bir alan bırakılmasını öneriyor.

Sınırları gözetin

Karşı tarafın özerkliğine, bireysellik ihtiyacına saygı duyulan ve özen gösterilen ilişkiler daha sağlıklı oluyor. Ebeveyn ilişkisinden, iş ilişkisine kadar mesafe ayarının korunmasının öneminin altını çizen Doğruer, ideal ilişki davranışının “ne boğulacak kadar iç içe, ne de yalnız hissedecek kadar uzak” olduğunu söylüyor.

Tüm ilişkilerde mesafe aralığının her iki tarafa da nefes aldıracak bir biçimde olması gerekiyor. Mesafe kavramı çoğu zaman yanlış yorumlanarak her ilişkinin başına bela olabiliyor. Partner ilişkilerinde mesafe ve mesafe ayarının, ilişkinin nasıl yaşanacağı ile ilgili tanımlayıcı bir özelliğe sahip olduğunu belirten Doğruer “Mesafe aralığı çok açık olduğunda yakınlık tehlikeye düşer. Tam tersi mesafe aralığı çok yakın olduğundaysa ilişkideki kişilerin öznelliği sekteye uğrayabilir. İlişki içinde nefes alabilir ve kendine dair özellikleri canlı tutabilir olmak önemlidir” diyor.

Tam tersi uzak ilişkilerde de ihtiyacımız olan sıcaklık ve ruhumuzu ısıtan yakınlık hissi yaşamamızı güçleştiriyor. Alman filozof Arthur Schopenhauer’ın insan ilişkilerindeki yakınlığı anlatan metaforik hikayesini paylaşan Necmiye Doğruer, “Soğuk bir kış günü kirpiler ısınmak için bir araya toplanır. Ama kısa bir süre sonra dikenleri ile birbirlerini yaraladıklarını görüp birbirlerinden uzaklaşırlar. Üşüyünce, ısınma ihtiyacıyla tekrar birbirlerine yaklaşırlar ancak yine dikenlerin can yakıcı etkisini yaşarlar. Yakınlaşınca canları yanar, uzaklaşınca soğuktan üşürler. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürer. Ne soğuktan donacak kadar uzak ne de dikenleri birbirinin canını acıtacak kadar yakın bir hal hepsine iyi gelen bir mesafe olur” diyor ve bu durumun insan ilişkilerinde de benzer olduğuna dikkat çekiyor.

Eşinizden bağımsız olarak da varolun

Bir yetişkin ilişkisi kendi özerkliğine hakim, bağımsız olabilme kapasitesine sahip iki kişi gerektiriyor. İdeal tanıma yakın bahsedebilir olduğumuz “eşitler ilişkisi” ancak bu şekilde mümkün kılınabiliyor. Sınırların olmadığı, eşlerin kabul çizgilerini net olarak çizemediği ilişkilerin dokusunda, eşlerin de de nedenini anlamakta zorlandığı bir bozulma oluyor. Bu durumun tam tersi aşırı bir mesafenin var olduğu ilişkilerin de soğuk ve cansız bir hal aldığını söyleyen Doğruer, bu tip durumlarda paylaşımın düşük olduğunu ve bir yabancılık halinin ilişkiyi ele geçirdiğini belirtiyor. Arada tanımlanan mesafe ve mesafe ayarı ilişkide bir sıkıntı olup olmadığı kısmını teşkil ediyor.

İlişkilerde mesafe ayarının tekrar tekrar yapılabildiğini söyleyen Doğruer, bazı dönemlerde daha yakın olmak bazı dönemlerde bir adım daha geri atmak ilişkinin bittiği anlamına, dengesinin bozulduğu anlamına gelmediğinin de altını çiziyor.

Görsel: Getty Images Turkey

Yorumlar