El alem ne der?

İnsanların olduğunuzu düşündüğü kişi misiniz? Yoksa, incelikle bir kalıba sokulmuş halde, görmeyi istedikleri halinizi mi sunuyorsunuz?

Pınar Kılıç
-A A+

Düşüncelerinizi ve hareketlerinizi etrafınızın dayattığı ’kabul görülme filtresi’nden geçirip, dikkatli adımlarla mı ilerliyorsunuz?

Sosyal yargılanma korkusunun türlü maskeleri var ve hangi formda karşınıza çıkarsa çıksın, ‘kısıtlama, zorlama, baskı görme’ gibi kavramları barındırıyor. Ve ne yazık ki, bu korkuyu hissedenler, davranışlarının etraflarındaki insanlar tarafından kontrol edilmesine izin verirken, içten içe yapmak istedikleri birçok şeyden mahrum kaldıkları bir hayat sürüyorlar.

Sokağa çıktığınızda etrafınıza bir bakın; kaç mutlu yüz görüyorsunuz? İstediğini değil de, sadece izin verilmiş olanı yapmakla yetinen mutsuz robotlar halinde dolaşanların sayısı göz ardı edilemeyecek kadar çok. 

Kısıtlamalar çocukluktan başlıyor. Etrafa, çocuğunun seçimlerine, zevklerine, yaşam biçimine güvenmeyen anne-baba, çocuğunu kendi doğrularını içeren bir çemberde tutmak için elinden geleni yapıyor. Güzel zevklere sahip ebeveynleriniz varsa, şanslısınız! Bir şekilde mutlu bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirebiliyorsunuz ama sonrası daha da ilginçleşiyor. Hiç tanımadığınız insanların saçma sapan yargılarından korkarak, yaşamınızı şekillendirmeye başlıyorsunuz. 

Amerikalı Yazar David Foster Wallance,“ İnsanların sizi aslında ne kadar az önemsediğini anladığınızda, sizin hakkınızda ne düşündüklerini umursamayı bırakacaksınız” diyor.

Araştırmalara göre ortalama bir insan, düşüncelerini,  egosu doğrultusunda filtreliyor ve  ‘kendi’ ile bağlantı kurduklarına öncelik veriyor. Bu demek oluyor ki, konu kendisiyle ilgili değilse, aslında sizi çok da önemsemiyor. Peki, neden karışıyor? Bu durum genellikle, hiç üstüne vazife olmamasına rağmen yargıç rolünü üstlenen kişinin, kendisinin asla ulaşamayacağı bir pozisyon için sizi baltalamak istemesinden ya da egosu için sizi de kendiyle aynı düzlemde tutma çabasından kaynaklanıyor. 

Dolayısıyla şunu kendinize hatırlatmanız gerekiyor: Başkalarının hakkını ihlal etmemek şartıyla, içinizden geçen her şeyi yapabilirsiniz!

Bunun için ise;

Öncelikle siz, başkalarını yargılamaktan vazgeçin. Başkasının emeğine ya da mutluluğuna taş koyan kişi olmayın. Dünyanın pozitif insanlara ihtiyacı var. Öğüt vermekle yargılamak arasındaki farkı bilin.

Bir eleştiriyle karşı karşıya kaldığınızda, önünüze çekilen duvarın sizi yolunuzdan döndürmesine izin vermeyin ve yolun sonundaki amacınıza odaklanın.

Oklarını size çevirenlere karşılık vermek istiyorsanız, nezaketinizle onları şaşırtın. 

En önemlisi, kendiniz için doğru seçimler yapın. Unutmayın; ne yaparsanız yapın, her zaman bir kusur bulacaklardır…

ELMAELMA YAYIN YÖNETMENİ
PINAR KILIÇ

Bu içeriğe yorum yapın

0 Yorum