Metrobüs'te neden çaçaronluk yaptım, açıklıyorum!

Kafanızın içinde ‘Gong!’ sesini duyduysanız ben freni boşa aldığım yere geliyorum.

Songül Soysal
-A A+

Biz modern zaman insanları yolları pek sevdiğimizden (!) İstanbul’un bir ucundan bir ucuna her gün işe gidip geliyoruz.

Ben de bu güruha üye biriyim.

Artık her gün bindiğim otobüsün şoförüne selam veririm (Aramızda kalsın akşam aynı şoför ben yetişene kadar otobüsü bir iki dakika geç kaldırıyor olabilir)

Metroya binmezsem içim acır, metrobüse bindiğimde ise yüzünü tanıdığım, kendisiyle zerre alakalı olmadığım en az 5 kişiyi görmezsem günüm hayırla başlamaz… (Metrobüs çok farklı bir yer sevgili okuyucu, sen zaten biliyorsun ya bunu neyse.)

Özellikle boş metrobüsün kapıları açıldığı anda, herkesin o kapılardan içeri girişini ya da ne bileyim artık nasıl adlandırıyorsak, o an görüp görebilecek en sürreal filmlerden bile daha sürreal. İşte tam olarak o anlarda insanların içinden çok derinlere gömdükleri o vahşi yan piyasaya çıkıveriyor. Birini ezseniz falan, ceza almayacak şekilde aklınız duruyor. İşte sevgili okuyucu ben o anlardan birinde   çaçaronluk yaptım.

Hazırsan anlatıyorum ama öncelikle bir flashback yapmamız gerek, hayal etmeye başla ben yetişiyorum şimdi. 

Metrobüs geliyor, göründü uzaktan. Aman tanrım bir de gördün! Bomboş, kimsesiz, ıssız, yalnız bir metrobüs ağır ağır süzülüyor, nazlı nazlı göz kırpıyor ‘Bu koltuklardan birine oturmak istemez misin?’ diyor bakışlarıyla.

Fark ediyorsunuz ki bu metrobüs baya çapkın çünkü bu cilveleri sıra bekleyen milyon kişiye yapıyor. Başka çare kalmıyor. Metrobüs gelecek, kapı açılacak ve olağanca vahşi ve pervasız bir şekilde içeri girilecek, son olarak kıymetli popolar yer görecek.’ Burada araya giriyorum, buradan sonra benim hikayeme müdahil olacaksınız…

Günlerden bir gün bendeniz, yine bir metrobüs keşmekeşinde boş metrobüsün geldiğini gördüm. Arkalardayım, oturmaya imkan yok, neyse binelim de… Metrobüs gelir, o çılgın güruh metrobüse kendine atar. Ezen ezer, kafayı patlatan olur, saçlar yolunur, kol kırılı kapının önünde kalır vs vs… Olur yani şaşmayın çok.

Neyse böyle bir ortamdan bindim metrobüse, fena yerde değilim hani. Reklamlı koltuğun arkasındaki o muhteşem boşluğa sığabiliyorum, bunun keyfini sürüyorum. O an bir ses geldi. ‘Hep geliyor zaten’ dediğinizi duyuyorum ama alışmayın lütfen…

Bir kadının şu cümlelerini duydum daha sonra ‘Yavaş gelsene be, ne itiyorsun beni, terbiyesiz. Yavaş olsana biraz, insanlık öğren’ Karşı cevap olarak oldukça bariton bir erkek sesi ‘Ben seni ittirmedim hanımefendi, beni de zaten arkadan ittiriyorlar, ben ne yapayım’ Ardından aynı hanımın cevabı ise uzun uzun sitemler, yakarışlar oldu tahmin edersiniz ama tahmin etmeyin alışmayın. Tüm bu olayların üzerine belki haklı belki haksız asla onu yargılamayacağım beyin lafı, beynimde hava-i fişeklerin uçuşmasına, atom bombası patlamasına, uçak düşmesine benzer bir etki yarattı. Çünkü beyefendinin sözü (inanın son sözü) şu oldu ‘Kadın milleti değil misiniz, hepiniz aynısınız!’… Kafanızın içinde ‘Gong!’ sesini duyduysanız ben freni boşa aldığım yere geliyorum.

Bu cümle bana çok dokundu sevgili okuyucu. ‘Kadın milleti gözünüzde nedir?’ Dır dır eden, çok konuşan, olayları büyüten, ayrıntıcı, kolay kandırılır, kolay kullanılır, kalbi kırılsa da içinde kalır, ezilendir, bir şeylere ve konuşmaya hakkı olmayan mıdır?

Sakın bana ‘Kadınlar çiçektir’ deme sevgili okuyucu zira sıkı bozuşuruz… Tabi bu beyefendinin sözlerinden sonra ateşi kafamın ortasında hissettiğimden ötürü ‘Sen ne diyorsun be, düzgün konuş’ ile başlayan ve gerisini buraya yazmam için  yaş sınırı koymak gereken bir takım çirkeflikler yaptım, kabul ediyorum. Hatta herkesten biraz daha çok. Bu arada oradaki bazı beylerin bu sözleri sarf eden beye tepki göstermesi hoş bir davranış sayılabilir. Konudan çok uzaklaşmayalım. Beyefendiye türlü çirkef sözler söylediğim ama hakkımı savunduğumu düşündüğüm o günün akşamı şunu farkettim ‘Ne yaparsan yap, olmayacak’ 

Erkek çocuklarını yetiştiremediğimiz sürece olmayacak. Kız çocuklarını da ezik gibi yetiştirmeyi bırakın allah aşkına, yoksa yine olmayacak. Kadına kadın gibi değil, kadına insan gibi davranmayı öğrenmediğimiz, kadınında bir erkek kadar ‘birey’ olduğunu kafanızın kuytularına çiziktirmediğiniz sürece olmayacak. 


Sonra kalkıp bana ‘Metrobüste çirkeflik yapmışsın’ demeyin, vallahi bozuşuruz….

Bu içeriğe yorum yapın

1 Yorum
Kadın haklı, dağılın beyler!!!