Sıfır yeni vaka, sıfır yeni ölüm için...

1 Aralık 'Dünya AIDS Günü' nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi ortak bir rapor yayımlayarak, bilinçlendirme faaliyetlerinin önemine dikkat çekti.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, daha erken ve doğru başlanan tedavilerle yaşam kalitesinin artmasının yanı sıra yeni hasta sayısı ve AIDS'e bağlı ölümlerin giderek azaldığını bildirdi.

Köksal, 'Dünya AIDS Günü' dolayısıyla tüm dünyada HIV/AIDS hakkında farkındalığı artırmayı amaçlayan Dünya AIDS Günü'nün, pandeminin durumu hakkında bilgi vermek, hastalık hakkında bilinci artırmak ve HIV/AIDS'i önlemek, tedavi ve hastaların sosyal yaşam haklarını konuşmak için de bir fırsat oluşturduğunu söyledi.

Dünya AIDS Günü etkinliklerinde bu yılın temasının 'Sıfıra Ulaşmak' olduğunu vurgulayan Köksal, ''Bu yıl 'sıfır yeni HIV infeksiyonu, sıfır ayrımcılık, sıfır AIDS ilişkili ölüm' üzerinde durulacak'' diye konuştu.

AIDS konusunda günümüzde daha çok insanın tedavi şansına sahip olduğunu dile getiren Köksal, şöyle devam etti:

''Daha erken ve doğru başlanan tedavilerle yaşam kalitesinin artmasının yanı sıra yeni hasta sayısı ve AIDS'e bağlı ölümler giderek azalmaktadır. Yeni HIV infeksiyonu, hastalığın pik yaptığı 1997 yılından beri yüzde 21 azalma göstermiştir. Ancak bu sonuçlar dünyanın her yerinde paralel seyretmemektedir. ABD ve Batı Avrupa'da yeni hasta sayısı ve AIDS'e bağlı ölümlerde azalma görülürken, hastalık Doğu Avrupa ve Orta Asya'da 2001'den 2010'a kadar yüzde 250 artış göstermiştir.''

Türkiye'deki durum

Türkiye'deki duruma da değinen Köksal, ''Ülkemizde ise 2011 yılının ilk altı ayını da kapsayan Sağlık Bakanlığı verilerine göre dört bin 826 HIV/AIDS vakası mevcuttur. Kadın hastalar bu sayının yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Hastalık genellikle tesadüfen öğreniliyor. Çoğu vakada hastalık ilerlemiş oluyor. Hastalar, tabular, toplum baskısı gibi pek çok nedenle sağlık kuruluşlarına başvurmuyorlar, düzenli takibe gelmiyorlar'' dedi.

Prof. Dr. Köksal, virüsün Türkiye'deki en önemli bulaşma kaynağının kadın-erkek ilişkisi olduğunu bildirerek, ''AIDS'in korunulabilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunun, utanılacak veya saklanılacak bir hastalık olmadığının kabul edilmesi, hastalığı tanımak ve öğrenmekle mümkündür. AIDS hastaları toplumda yaşayan diğer hastalardan farklı görülmemeli, ayrımcılık yapılmamalıdır'' diye konuştu.

HIV durdurulabilir!

Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi ortak bir rapor yayımlayarak HIV’in Avrupa’da yayılmaya devam ettiğine dikkat çekti.

Raporda AIDS salgını teşhisinin mücadelede çok önemli bir yeri olduğu vurgulandı. Tedaviler sayesinde hastalık vakası sayısının azaldığı, 2010’da Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Sahası’nda 27 bin 116 yeni HIV taşıyıcısı teşhis edildiği, bunun 2009’a göre yüzde 4 artış anlamına geldiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler’in son raporundaysa AIDS’ten ölümlerin sayısını azaltan tedaviyle 2010’da dünyada HIV ile yaşayan 34 milyon kişinin AIDS’in yenilgiye uğratılabileceği umudunun artmasını sağladığı kaydedilmişti. Bugün HIV taşıyıcılarının ancak yüzde 50’si tedaviye ulaşabiliyor.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun ise dün AIDS’in 40 yılda durdurulacak konuma geldiğini belirtti.