Erken doğuma neden olan faktör!

Üsküdar Üniversitesi NPISTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Feneryolu Polikliniği’nden uzman klinik psikolog Seliyha Dolaşır, erken doğuma karşı baba adaylarını uyardı.

Sakın hamile eşinize vücuduyla ilgili şaka yapmayın!

Hamilelik sırasında anne adayları hormonal değişiklikler, stres ve fiziksel değişimlerinden dolayı farklı bir psikoloji yaşıyor. Hamilelerin, 9 ay 10 günlük sürede ani ağlama krizleri, aşırı duygusallık, mutsuzluk ya da alıngan tavırlar gösterebildiğini belirten uzman klinik psikolog Seliyha Dolaşır, depresyonun erken doğuma neden olabileceğini söyledi.

Dolaşır, özellikle baba adaylarını uyardı ve “Hamile eşinize asla fiziksel görünümüyle ilgili şaka yapmayın” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPISTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Feneryolu Polikliniği’nden uzman klinik psikolog Seliyha Dolaşır, anne adayının hamilelilik sürecini sağlıklı geçirebilmesinin bebeğin sağlığı ve gelişimi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Dolaşır, bebeğin oluştuğu şartların hamilelik döneminin nasıl geçirileceğini etkilediğini belirterek şöyle konuştu:

Çiftler neden çocuk ister?

“Genellikle her çift kendilerine ait sebeplerden bebek yapar. Hayallerini gerçekleştirmek için, evlilikteki doyumu arttırmak için, eşi-kaynak aileyi-ilk çocuğu yani bir başkasını memnun etmek için ya da biyolojik saati geçeceğine inandığı için bebek sahibi olmak ister. Bu sebeplerin hamilelik, doğum ve anne-bebek ilişkisi üzerinde çok önemli etkileri vardır. Çünkü bireyler çocuk sahibi olma sebeplerine göre “çocuk sahibi olmak” kavramına farklı noktalardan bakar ve farklı tanımlamalar yaparlar. Ancak hamilelik sevgi dolu bir ilişkinin sonucu olsa da, plansız zamanlamalı olsa da ya da zorlu tedavilerin sonucunda gelse de bilinen temel bir şey vardır o da; süreçte yaşanan endişelerin aynı olduğudur.

Anne adaylarının tümü bu süreçte bazı endişeler taşırlar: Hamilelik nasıl olacak? Doğum nasıl olacak? Bebek nasıl olacak? Ben nasıl bir anne olacağım?...

Anne adayı, kendisini nasıl bir deneyimin beklediğini bilmemenin sonucu olarak heyecanlı, kaygılı bir belirsizlik dönemi yaşıyor. Bu dönemde birçok kadın hormonal değişikliklere bağlı olarak kontrol edemedikleri iniş-çıkışlar yaşarlar. Dolayısıyla ani ağlama krizleri, aşırı duygusallık, ilişkilerde alınganlıkların artması zaman zaman biyolojik sebepler zaman zaman da psikolojik sebeplerden dolayı anne adayı farklı duygu durumları yaşar. Bazen mutsuz, bazen endişeli, bazen aşırı alıngan olur.”

Annedeki mutsuzluk bebeğe geçer!

Devam eden bu psikolojik değişikliklerin anne karnındaki bebeği de olumsuz etkilediğini kaydeden Dolaşır, özellikle hamileliğin ilk evrelerinin önemli olduğunu vurguladı. Dolaşır şöyle devam etti:

“Özellikle hamileliliğin 8’inci haftasından itibaren bebekte hafıza ve dokunma hissi oluşmaya başlar. Anne adayı strese girdiğinde, mutsuz olduğunda kortizon adrenalin salgılar, bu da plasentadan bebeğe geçer. Bu sebeple hamilelik sürecinde mutsuzluk kaynağı olabilecek her şeyden mümkün olduğu kadar uzak kalmaya çalışmak önemlidir.

Anne ve bebeğin etkileşimi, hamileliğin 8’inci haftasında başlayıp gelişerek doğuma kadar devam eder. Gerek hormonal gerek fiziksel gerekse psikolojik değişimlerin başladığı ilk üç ay içerisinde yoğun ve karmaşık duygu durumları, endişe ve korkular, belirgin sağlık sorunları; bulantı, iştahsızlık, yorgunluk ve uyku bozuklukları görülmesi normaldir.

Ancak ısrarlı bir şekilde devam eden yorgunluk, isteksizlik, ilgi kaybı, mutsuz ve üzüntülü olmak, ciddi dikkat dağınıkları, sürekli ağlama hali, alınganlık, umutsuzluk ve karamsarlık, aşırı öfke ve sinir varsa, anne adayına hamilelik depresyonu teşhisi koyuyoruz. Bu duygu durumu anne adayının hamileliği süresince bütün düzenini ve hayata bakışını belirler, anne adayının psikolojisinde ortaya çıkan değişimler bebeğin sağlığını ve gelişimini de etkilediği için hamilelik depresyonun gözlendiği durumlarda mutlaka yardım almak gereklidir."

Depresyon erken doğuma yol açıyor!

Araştırmalar modern çağın sorunu olarak çok yaygın görülen hamilelik depresyonun erken doğuma kadar varan olumsuz sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir. Bu nedenle hamilelik depresyonun tedavi edilmesi gereklidir.”

Anne adayı ‘Karnım büyüdü eşim beğenmez’ endişesi taşır!

Hamilelik sırasında anne adayına özel ve farklı yaklaşılması gerektiğini kaydeden Dolaşır, bu konuda en büyük görevin baba adayına düştüğünü söyledi. Dolaşır, anne adayına bu sıkıntılı süreçte destek olmak ve yanında olduğunu hissettirmenin gerekli olduğunu da söyleyerek şöyle konuştu:

“Baba adayı, eşine, hamileliğin ve bebeğin kendisi tarafından da heyecanla beklendiğini ve istendiğini ifade etmelidir. Ayrıca kilo almak, fiziksel birtakım değişiklikler yaşamak hamileliğin doğal süreci içinde beklenen bir durum olsa da anne adayını en çok sıkıntıya sokan konu budur. Artık beğenilmediğini, eski bedensel görüntüsüne kavuşamayacağını düşünen anne hormonlarının da yol açtığı aşırı hassasiyet nedeniyle önemli psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.”

Fiziksel görünümüyle ilgili şaka yapmayın!

Anne adayına hamilelik süresince destek olunması gerektiğini de belirten Dolaşır, alışveriş ve doktor kontrollerine baba adaylarının da gitmesini önerdi. Dolaşır “Baba adayları çok dikkatli olsunlar. Bu dönemde asla fiziksel durumuyla ilgili espriler yapılmamalıdır. Bebekle ilgili bütün işlerde, alışverişte ve doktor kontrollerinde mutlaka yer almak gerekir. Ayrıca anne adayının yaşadığı endişeleri hafife almamak, duygu ve düşünceleriyle alay etmemek de önemlidir. Baba adayının tutumları çok önemlidir. Hamilelik depresyonu söz konusu ise mutlaka psikiyatrik ya da psikolojik destek alınmalıdır. Bu süreçte de anne adayının yanında olunmalıdır.” diye konuştu.