Ece Erken'in yayınladığı o videoya bir de bu gözle bakın!

Sunucu Ece Erken'in oğlu Eymen'le birlikte yayındığı videoyu izleyenler de izlemeyenler de bir de işin bu tarafını okuyun deriz.

Deniz Temur
-A A+

Ece Erken'in oğlu Eymen'le çekip Instagram'a yüklediği videoyu izlemiş miydiniz?

Cinsel istismara karşı çocukların mahrem yerlerini öğretmeyi amaçladığı ve 2.3 milyordan fazla izlenen videodan bahsediyorum. Küçücük çocukların istismarının gündemin en üst sırasında yer aldığı bu günlerde Ece Erken'in yapmaya çalıştığını samimi buluyorum. Herkes bir ucundan bu sorunun çözümü için bir şey yapmak istiyor bunu da anlayabiliyorum. Ancak videoda aktardıklarını ne yazık ki doğru bulmuyorum. Özellikle de milyonlarca insana ulaşıp etkileyebilecek bir video için yöntemin yanlışlığını aktarmanın boynumuzun borcu olduğu kanaatindeyim. 

Tekrar etmek de fayda var: Ece Erken'in amacına saygı duyarak bunları yazıyorum. Nihayetinde kendisi de bir anne! 

Öncelikle yaş grubuna değinmekte fayda var. Ece Erken'in oğlu Eylem 3 yaşına varmak üzere. Bu yaş grubundaki bir çocuğu bir yetişkin gibi karşımıza alıp konuşmamız çoğunlukla hedeflediğimiz amaca ulaşmamız için bir engel oluşturur. Çünkü o yaş grubundaki çocuklara uzun uzun bir şeyler anlattığınızda sizi dinlese bile anlamlandırmakta zorluk çekerler. Onlar için güçlü iletişimin yolu somutlaştırılmış örneklerden geçer. 

Videoda Ece Erken oğluna vücudunun yabancılar tarafından dokunulmaması gereken yerlerini öğretiyor ve bunu 3 bölgeyle sınırlıyor.

1- Göğüslerimiz

2- Bacak aramız

3- Popomuz (Kendisi bunu videoda arkamız olarak anlatıyor) 

Ece Erken videosunda 3 bölgeye 'anne ve baba'nın dışında kimsenin dokunmaması gerektiği telkininde bulunuyor bir de parantez açıyor. Eğer anne ya da baba yanındaysa doktoru dokunabilir. 

İlk bakışta mantıklı gibi görünen bu çıkarsamalar aslında çok eski öğretileri içeren eksik bilgiler.

Öncelikle işaret edilen bölgeler insanların cinsel organlarını yada cinselliğini işaret eden bölgeler ancak tacizler, istismarlar sadece bu bölgelerle sınırlı değildir. Bir cinsel istismardan bahsetmemiz için ille de tam bir 'cinsel birleşme' olması ya da bir kişinin ille de cinsel organınızı ellemesi gerekmez. Bir yabancının bir çocuğun saçını dahi cinsel bir istekle ellemesi cinsel istismardır, tacizdir. Dolayısıyla sadece bu üç bölgeyle sınırladığımız cinsel istismar çocukları korumaya yetmez. 

Bir diğer konu, çocukların dinlediklerini düz bir mantıkla kodladıklarını unutmamak gerekir. Biz yetişkinlerin özel bölgelerimizi saklama konusundaki fikrimi ve yaşam pratiğimiz uzun yılların birikimidir. Ancak çocuklarımız için anladıkları sadece sizin söylediklerinizle sınırlıdır. Farklı bağlamlarla çıkarsama yapamaz, ileriye doğru düşünemezler. Bu kabiliyetler ileri dönem çocuklukta başlayan yetilerdir. Dolayısıyla 3 yaşındaki oğlunuzu karşınıza alıp 3 bölgeye 'anne, baba ve doktordan başka kimse dokunamaz' derseniz, çocuğunuz onu tuvalete götüren bakıcısına da, büyükannesi de kaygıyla yaklaşır. İkilemde kalır. Sizin sorun yok demeniz bu kaygıları ortadan kaldırmaya yaşadığı ikilemi aşmasına da yetmeyebilir. Sonuçta hiçbirimiz çocuklarımızı tek başımıza yetiştirmiyoruz. Burada önemli olan 'güvenli dokunma ile güvensiz dokunma' arasındaki farkı çocuklarımıza öğretebilmektedir. Kişi sınırlaması yapmak sorunu çözmez.

Peki bu pratikler ne zaman işe yarar?

Ece Erken'in oğluna öğrettiklerinin hiç mi faydası yok? diye sorabilirsiniz. Bu pratikler ancak çocuk bir tacizciyle karşı karşıya kaldığında işe yarayabilir. Yani bunlar aslında çocukların kendilerini tacizcilerden koruması için öğretilmesi gerektiği düşünülen şeylerdir. Keşke işimiz bir kaç kuralı çocuklarımıza öğretip onların da saldırılardan kendilerini koruyabilecekleri kadar kadar kolay olsa. Ancak öyle değil! Cinsel istismar, cinsel taciz, tecavüz vb. durumlarla ilgili yapılması gereken asıl mücadele -ki bu işin zor ve büyük kısmı- bunların oluşmadığı bir düzen kurabilmekte. 

Bunun ilk yolu biz ebeveynlerin çocuklarını kız ve erkek ayrımı yapmadan doğru öğretilerle büyütmemizden geçiyor. Ve ne yazik ki bu öğretiler çocuğumuzun bedenini korumasını öğrenmesinden değil, başka bedenlere izinsiz dokunamayacağını bilmesinden geçiyor. Özetlesi ister kızınız ister oğlunuz olsun. Ona bir başka insanın hatta hayvanın bedenine sırf kendi istekleri, dürtüleri nedeniyle dokunamayacağını öğretmemiz gerekiyor. Ancak bunu öğrenen bir çocuk şiddet göstermez, tacizde bulunmaz, can yakmaz, hayvan öldürmez. Önemli olan kendi çocuğunuza bedeninin özel olduğunu anlatmamız değil, bütün bedenlerin özel ve dokunulmaz olduğunu anlatabilmemizdir. 

Nasıl anlatacağız peki bunu çocuklarımıza? Karşımıza alıp konuşacak mıyız Ece Erken'in yaptığı gibi? Hayır! Önce biz değişeceğiz. Çocuğumuza istemediği şeyi yapmayacağız mesela, o istemiyorsa sırf siz istiyorsunuz diye onu istemediklerine zorlamayacaksınız. Başkası çocuğunuzun izni olmadan ona dokunuyorsa tepki göstereceksiniz mesela. Çocuğunuz bunu yapması gerektiğini görerek öğrenecek. Sadece çocuğumuza da değil. Diğer insanlar için de aynı mahremiyeti sağlayacağız. Mahremiyet dediğin şey kendi alanınızı korumak değil, başkalarının alanına saygı göstermek olduğunu kabul edeceğiz.

Gelelim son noktaya! Biz bunların hepsini yaptık, çocuğumuzu doğru öğretilerle büyüttük, kendimizi de geliştirdik bitecek mi sapıklıklar, cinayetler? İşte orada kanun koruyucularla uygulayıcıların işleri başlıyor. Öncelikle tüm bu yasal düzenlemeler, hadım, idam vb tartışmaların hepsinde 'bireyselleştirilmiş cezaları' konuşuyoruz aslında. Oysa ki 'ahlaksızlık' bireysel değil 'toplumsal' bir sorundur. Bir ülkede, birbiri ardına kadınlar öldürülüyorsa, ardı arkası kesilmeyen çocuk istismarları yaşanıyorsa sorunları sadece bunları yapan katilleri, sapıkları cezaevine tıkıp hadım ederek çözülemez. Devlet denilen olgu bu sapıklıkları oluşmaması için doğru sistem kurmak zorundadır. Bunun için de dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Bunun adı ADALETTİR! Doğru işleyen, evrensel bir adalet sistemi kurup, bunun önünde tartışmasız herkesi eşit pozisyona getirirseniz sistem işler. Eşin, dostun, tanıdığın okulunda, yurdunda yaşananları örtbas edip, faturayı yakaladığınız bir sapığa keserek bu sorunu çözemezsiniz. 

Deniz Temur'u sosyal medyadan da takip edebilirsiniz

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem

 

"Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendileri sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı İnternethaber Yayıncılık AŞ. (elmaelma.com) hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabul etmemektedir."