Susma Ünzile!

Makyajla kapatılmaya çalışılan morluklar, kapıya çarpılmış göz altları... Acıdır bu aslında, ölümden de korkusundan da. 

Gökhan Dağıstanlı
-A A+

Zordur bu coğrafyada kadın olmak.

Bazı bölgelerinde, hala, erkek çocuk doğunca gülen yüzlerin, kız çocuk doğunca asıldığı bu coğrafyada, kadın olmak zordur. Kısıtlamalarla biçilmiş, garptan gelen kumaşı şark modeliyle dikilmiş bir kıyafeti geçirirler kadının üstüne. Görevleri doğduğunda tanımlanmıştır. Daha bebekken yapılacaklar listesini küçücük beynine empoze ediverirler. Erkek hegemonyasının aşırıya kaçtığı şehirlerinde ülkenin, okula gitmek yapabileceği en çağdaş aktivitedir. Bir namus türküsü söylenir bu ülkede kadınların kulağına. Sesi batıda biraz daha kısıktır doğuya doğru yükselir. Cinsellikle aklını bozmuş erkeklerin şerrinden korunmayı anlatır. Giyinmeyi kuşanmayı, oturmayı kalkmayı, yeri gelince saklanmayı, yeri gelince bucak bucak kaçmayı anlatır. Hızlıca evlenmesi salık verilmiştir. Bin yıllık namus yalanının toplumca ağırlaştırılmış yükünü kendi üzerlerinden atmanın en kısa yoludur bu çünkü. Bir nevi kendini aklamadır. Apar topar da olsa olsun isterler. Mutluluk gibi bir kriter koymasına kimse karışmıyormuş gibi durur aslında ama koyamaz kadın bu telaşede. Fabrika ayarlarında olsa da baskılı öğretisinde yoktur çünkü. Bunu ona, onu çok seven ailesi, üstelik seve seve yapar. Doğru olanın bu olduğu, onlara da aynı şekilde öğretilmiştir. Bizimki gibi şark ülkelerinin kaderi, geri kalmış kafaların eğitimsiz elleriyle, böyle kaba saba çizilmiştir. Bu kara kalemi, şu köhne zihniyetin şuursuz eline tutturan da batılı çağdaş kafalardan başkası değildir. Güç; erkeğin ellerine terk edilmiş, kadın bile isteye ikincilleştirilmiştir.

Memleketin en çağdaş şehirlerinde de durum öyle iç açıcı değildir. İş hayatında, trafikte, sosyal hayatta mütemadiyen erkeklerin psikolojik şiddetine maruz kalır kadınlar. Kafalarını kaldırmaları, söz sahibi olmaları hiçbir zaman istenmez. Ne yönetici olmasına tahammül edilir ne bir kavşakta geçiş üstünlüğü elde etmesine. Kadının iyi bir mevkii elde etmesi için erkeklerden daha başarılı olması yetmez. Çok daha başarılı olmak zorundadır. Üstelik onlarca cinsel taciz girişimini de savuşturacak yüreğe ihtiyacı vardır.    

Çoğu şehirde, ancak bir nüfus üretme merkezi olarak görülür. Ne hissettiğiyle, ne yaşadığıyla ilgilenilmemesinden, kendisiyle ilgili bir şey hissetmeye nasırlaşır kadının kalbi. Fedakarlık gömleğini geçirir üstüne, saçını süpürge eder. Yemez yedirir, giymez giydirir. Artık dokunmaya bile tahammül edemediği kocasıyla, kendi mutluluğunun asla önemsenmediği ve çoğu zaman rızasız cinsel deneyimlerinde, tavanı kanatır bakışları. “Çocuğun için katlanmalısın” derler katlanır, “erkek adamdır, idare et” derler eder. Kendisine daha küçücükken çizilmiş sınırlar o kadar mukavimdir ki ne kadar uğraşsa genişletemez.

Doğudan batıya doğru, değeri koyundan başlayıp pırlantaya doğru yükselir. Sonra doğudan batıya değişmeyen bir şiddet yokuşu, kapısının önünde biter. Erkek tahammülsüzlüğünün en iğrenç halidir bu. Makyajla kapatılmaya çalışılan morluklar, kapıya çarpılmış göz altları... Acıdır bu aslında, ölümden de korkusundan da. 

Bunca baskıya, bunca ötekileştirmeye, bunca şiddete rağmen azımsanmayacak kadar başarılı kadınlar çıktı ya bu topraklardan; hiç gücenmeden yozlaştırılmış kültüre, onca engeli aşarak güzel örnekler çizdiler ya gelecek nesillere; bu direnişin zorbalığa karşı galibiyetinin ilk ışıklarıdır işte. Öyleyse bugün de senin günün kardeşim. Bu makus talihi değiştirmek için başkaldırı bizzat kadından gelmelidir. Çünkü, bir erkek değiştiğinde sadece bir erkek değişmiş olur. Ancak bir kadın değişirse bu, topluma sirayet etmesi en kolay değişimdir. Artık sana biçilmiş şu dar kıyafeti çıkar üstünden. Neler yapabileceğini keşfet ve dünyaya göster. Bütün hemcinslerin için aynı kariyer planını dayatıyorlar. Artık uyan! O güzel başını dik tut. Sen, yaptığın her işi layığıyla yaparsın. Elinin değdiği bir yer yok ki çiçekler açmasın. Bebeğini de yap istiyorsan, kariyerini de ama sana kimse karışamasın. Öyle bir nesil yetiştir ki yüzlerinde mutlu bir gülümsemeyle yapabileceklerinin sınırı olmasın. Öyle işler çıkar ki ortaya, bu ülkenin geleceği geri kafalı ellerde daha fazla solmasın.