Dinlemek...

En son ne zaman birini gerçekten dinlediniz. Ne zaman karşınızdaki konuşurken siz ne söyleyeceğinizi değilde onun ne söylediğini anlama çabası içinde bulundunuz. Gerçekten konuşmayı, sohbet etmeyi, paylaşım içinde olmayı özlemediniz mi siz de?

Gökhan Dumanlı
-A A+

Sıradan yaşamın erdemlerinin bir bir unutulmaya başlamasına alıştık ama insan olmanın en temel öğeleri olan dinlemek, konuşmak gibi değerlerin artık önemsenmez hale gelmesi ve hatta çeşitli güç oyunları kurmak için farklı şekillerde kullanılmaya başlanması herkesi ciddi bir şekilde yalnızlaştırmaya, değersizleştirmeye ve hissizleştirmeye başladı.

Sohbet etmeyi unuttuk. Çünkü konuşurken karşımızdaki kişi kimdir?, hasssiyetleri nelerdir?, sınırlarını aşar mıyım? endişesi taşımıyoruz artık. Herkes bir anda 40 yıllık dost ya da tam tersi asla iletişim kurmaya meyilli değilmiş gibi çok snob. Bunun ortası nedir? Bıraktığım izlenim nedir? Düşünmüyoruz. Herkes birbirinden ilgi bekler hale geldi. Herkes en çok kendi anlatsın. En çok o dinlensin ve hep parlayan yıldız o olsun istiyor. Ve günün sonunda da sizden duymak istediği tek şey alkışlanmak ve harikaydın denilmesi oluyor. Herkes birbirinden beklediği için kimsenin de kimseye bu yönde bir geri dönüşü olmuyor. Kimse negatif bir şey duymak istemiyor. Duyduğu an savunmaya geçiyor ve eteğindeki taşları dökmeye başlıyor. Zaten tekrar görmek de istemiyor. Ah bir de egolar var tabi. Ne güzel söylemişti Sezen Aksu bir şarkısında; kibir, bir canavar gibi bekliyor pusuda.Tıpkı bir volkan gibi uykusuda. Kalbini kurban veriyor…Bilinçli olarak aramamalar, mesajlara geç cevap vermeler. Hep bir çok yoğun olmalar ya da hep bir toplantıdaydım kafası yaşanıyor. İşin komik tarafı ise herkes birbirinin egosundan dert yanarken kendi egosunu görmezden geliyor.

Her şeyin bir adabı var. Yıllardır da tüm eğitimlerimde, seminerlerde, programlarda ve röportajlarda bunu anlatıyorum. Ve ‘doz’ diyorum. Öyle güzel bir kavram ki her şeyin önüne ekleyebilirsiniz. Çünkü her şey dozunda güzel. Söz, tavır, davranış, kızgınlık, kırgınlık, sevgi, aşk, konuşmak, dinlemek, susmak, bakmak, giyinmek ve daha istediğiniz kadar uzatabilirsiniz bu listeyi…

Bir de her yolu deneyip hiç anlaşamadıklarımız var. O zaman da diyorumki, her zaman deli dolu şeyler söyleyen Yıldız Tilbe’nin şu sözlerine kulak verin. Hem biraz yüzünüz gülsün hem de haklı değil mi bir düşünün bakalım.

Anlaşabildiğim herkesle anlaşıyorum. Anlaşmaya çalışıyorum.
Anlaşamadığım insanları anlamaya çalışıyorum. Anlayamadığım yerde de hoşçakal diyorum. Çünkü bazen kendimi de anlamadığıma göre kimseyle uğraşmamalıyım diye düşünüyorum. Çünkü insanın kendisini bile anlamasının bir noktası var. Anlayabildiğim kadar anlaşabildiğim kadar yaşamaya çalışıyorum. Uzlaşmaya çalışıyorum her şeyle…

Her zaman kendini iyi tanıyan, her şart ve koşulda kendinden ödün vermeyen ve en çok da hayatla anlaşmaya niyetli; o mutlu ve ışıltılı insanlardan olmanız dileğiyle…

Gökhan Dumanlı
İletişim ve Zarafet Uzmanı

İnstagram/gokhandumanli
Facebook/gokhandumanli
Twitter/gokhandumanli

"Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendileri sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı İnternethaber Yayıncılık AŞ. (elmaelma.com) hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabul etmemektedir."