Yeni başlayanlar için aşure hayat

Nefes alıp kaldırsak başımızı hayatımıza isteyerek yahut istemeyerek ne de çok şey dâhil ettiğimizi fark edeceğiz.

Irmak Almira Tatar
-A A+

Hayat dediğimiz girdap ne de karışık geliyor bazen… Aslında bir nefes alıp kaldırsak başımızı hayatımıza isteyerek yahut istemeyerek ne de çok şey dâhil ettiğimizi fark edeceğiz. Sırf doymak için elimizdeki malzemeleri karıştırıp bir yemek yapmış adına da aşure demişiz gibi geliyor bana. Sanki hiç çıkışı olmayan bir labirent gibi. Dön dolaş aynı yer. Ne kadar çabalasak da bir türlü görünmüyor tünelin sonu. Ama unutmamamız gereken bir şey var: ‘Çözümler sadece biz o çözüme ulaşana kadar yokmuş gibi gözükür’. O zaman aşure hayata giden tünele hep birlikte girelim diyorum. Geçen otururken neden 18 yaş diye düşünürken buldum kendimi? Cidden neden hep 18? 18 ne anlam ifade ediyor ki bizim için? Ben dilim döndüğünce kendi perspektifimden başlayayım tünele…

18 yaş lise dönemimizin bittiği zamana denk geliyor ve liseye kadar çoğumuz için zaman geçmiyor. O ilkokul, ortaokul, lise bize hiç bitmeyecek gibi geliyor çoğu zaman. Biri 19 yaşındayım deyince çok büyükmüş gibi gelirdi bize. Halbuki herkes er geç, ömrünün yettiğince yaşayacak işte, neye acele edersek. Şimdi çok komik geliyor o hallerim gözüme. Lise bitip ne zaman üniversiteye başladık zaman su gibi akar oldu. Bizde anlayamaz hale geldik zamanın nasıl birden bu kadar hızlandığını. Ve sonuç olarak ağzımızda sürekli ‘Hiçbir şeye yetişemiyorum’, ‘Hiçbir şeye zaman bulamıyorum’, ‘Onu yapsam bu kalıyor, bunu yapsam o kalıyor’ gibi cümleler yerleşti. Ve hepimiz günde en az bir kere duyuyoruzdur bu tarz cümleleri. Nedir bu zamanın hikmeti bir çözemedik gitti. Çok monotonlaştık da ondan mı zaman yetmiyor? Yoksa çok mu karışık hayatımıza aldığımız şeyler? Yani aslında demek istediğim labirent miyiz? Aşure kâsesi mi? Hayatımız hep tekdüze mi ilerliyor? Örneğin sabah kalk işe/okula git eve gel yemek/ödev yap. Akşam ancak bir iki saat oturabilirsek oturuyoruz onda da yorgunluktan bir şey yapacak halimiz kalmıyor. Kendimize zaman ayırmak çoğu zaman söz konusu dahi olamıyor ne yazık ki…

Tabi bu problem labirent olduğumuz sonucuna ulaştırıyor beni. Peki, aşure kâsesi ne oluyor o zaman? Onda da gözlemlediğim kadarı ile birçok şeye aynı anda yetişmek zorunda olan kişiler geliyor aklıma. Ve bununda en güzel örneği kadınlar sanırım. Hafta içi çalışıyor desek akşam gel yemek bulaşık çocuk vs. Hafta sonu temizlik bulaşık. Ve bütün zaman hızlıca gitti. Çoğu zaman akşam olduğunu dahi fark edemiyoruz. Hayatımızda zaman dilimleri oluşturmak istesek de ölçü tutturamıyoruz. Yani aşure kâselerinin hiçbirine bütün malzeme eşit dağılmıyor. Birine biraz fazla birine biraz az ama asla eşit değil… Tamam, sorunu bulduk. Soruları da sorduk da peki çözümü var mı deyince bir sessizlik oluşuyor sanki. Bir çözümü var mı yok mu bilemem ama bir tahminim var. Belki de bakış açımızı değiştirmeliyiz. Nasıl yani? Olay analizi yapacak olursak biz zamanı hep kısıtlı ve tükenebilen bir şey olarak görüyoruz. Belki de sorun zamanın yetmemesi değil de zamanı sınırlandırmamızdı. O Zaman sanırım daha rahat hareket etmeliyiz belki o zaman gerçekten su akar da yolunu bulur. Sahiden acaba saat, gün, yıl kavramı olmasaydı yine zaman problemi yaşar mıydık? Kim bilir o zaman bu sorunun cevabını zamana bırakıyorum…

"Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendileri sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı İnternethaber Yayıncılık AŞ. (elmaelma.com) hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabul etmemektedir."