'Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri' verildi

Bu yıl 48’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri’ sahiplerini buldu.

'Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri' verildi

Bu yıl 48’incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri’ gecesinde Tarık Akan’a 1980 yılının ’En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü veren Müjde Ar, ödülü takdim ettiği Akan için "O benim için hala çok yakışıklı. Umut ediyorum eşim bu programı seyretmiyordur, onun niyetini bilmem, ama ben onunla filmlerde sahiden öpüşürdüm" dedi. Geceye CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’la birlikte Antalya Valisi Ahmet Altıparmak da katıldı. 



Sinemadan af dileği

1979 yılında Sansür Kurulu’nun yarışmaya katılan üç filmi yasaklamasına karşı festivale katılan tüm yapımcı ve yönetmenlerin festivalden çekilerek karara tepki göstermesi ve 17’nci Antalya Film Şenliği’nin başlamasından bir gün önce 12 Eylül’de yaşanan askeri darbe ile gelen sokağa çıkma yasağı nedeniyle 48 yıllık tarihinde Antalya Altın Portakal Film Festivali iki kez ödül veremedi. O ödüllerin verildiği gecenin açılış konuşmasını yapan ’Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri’ koordinatörü Deniz Yayın, gecenin aslında Türk sinemasından bir af dilemek olduğunu söyledi. Yayın, "Sansürün sinemamıza verdiği zararları unutmamak ama sansürü unutturmak için bir de belgesel hazırladık. Bu filmleri izleyin, bu filmler öksüz kaldı. Bu filmler Türkiye’nin en önemli yıllarının kilit belgeselleri gibidir" diye konuştu.



'Karanlık sayfalar aydınlanıyor'



Ali ve Aysun Kocatepe çiftinin konseriyle renklenen gecede Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, 48 yıllık Altın Portakal tarihinin iki karanlık sayfasının aydınlandığını söyledi. Başkan Akaydın, "Bu aydınlanma sinema sanatının barışçıl duruşuyla sansüre ve darbelere karşı oluyor. Bu akşam sinemamızın yıldızlarının ışıltıları ile aydınlanacak 79 ve 80 sayfalarının ülkemiz tarihinde bir daha açılmayacağına yürekten inanıyorum. Her türlü sansüre, darbeye baskı rejimine sonsuza kadar karşı olduğumuzu net bir şekilde ifade etmek istiyorum" diye konuştu. Başkan Akaydın konuşmasını ’Baskının askeri veya sivil kökenli faşizmin olmadığı, beyaz perde kadar aydınlık bir Türkiye’ dilekleriyle tamamlarken gecenin ilk ödülünü 1979 yılında oynadığı ’Yusuf ile Kenan’ filmiyle ’En İyi Çocuk Oyuncu’ ödülünü Cem Davran’a verdi. 



Atanmayan öğretmenler için aldı



Ödülünü Başkan Akaydın’dan alan Oyuncu Davran, "Bir aktörün kaderi 32 yıl geriden gelir mi?" dedi. Filmde ’Yusuf’ karakterini oynadığını ve 15 yaşında olduğunu anlatan Cem Davran, "Ben o yaşta, şöyle düşünüyorum. Sol-sağ anlıyorum. Sinema, tiyatro çevresindeyim sol görüş hakim. Ailecek ruhumuz falan öyle. Ama kabaca, vandalca, benim filmimi kesmelerini anlamıyordum. Ömer Kavur’a sorardım ’Niye böyle oluyor?’ diye. O yaşta bir çocuk için ağırdı. Sonra anladım, filmin meyhane sahnesinde dansözün iki-üç kare memesi görünüyordu. Entersandır bir de sol memesi görünüyordu. Sanki bilerek yapmışlar gibi" dedi. Cem Davran konuşmasının sonunda, ödülü atanamayan öğretmenler için aldığını söyledi. Davran, "Kısa bir süre önce devlet 55 bin atama yapacaklarını söyledi. Öğretmen adayları prosedürü tamamladı. 11 bin atama yaptıktan sonra durdurdular. Aileleriyle birlikte yüzbinlerce adam. Bütün büyüklerimize yalvarıyorum. Benim ödülüm 32 yıl gecikti, onların ataması 32 yıl gecikmesin. Bu ödülü öğretmenler için alıyorum" diye konuştu.



Sansür kurbanı bir kuşak



Gecede 1979 yılının ’En İyi Müzik’ ödülü ’Kanal’ filmiyle Arif Erkin’nin oldu. Erkin ödülünü Atilla Özdemiroğlu’ndan alırken "O dönemde en azından oynamayın deniyordu. Şimdi insanlar sansürü kendileri yapıyorlar" dedi. 1979 yılının ’En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü Sevda Aktolga ’Bebek’ ve ’Demiryol’ filmlerindeki rolüyle alırken Aktolga’ya ödülünün Nuri Alço sundu. İlk Altın Portakalı’na 32 yıl gecikmeyle kavuşan Aktolga "Sansür kurbanı bir kuşaktık. Hala kurban kuşağız, özgürlüklerimizin peşindeyiz. Hala özgür değiliz. Bir gün özgür olmayı başarırız" diye konuştu.



İlk ve tek altın portakalını alamadı



’Kanal’ filmindeki rolüyle 1979’un ’En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülü 2004 yılında vefat eden Kamuran Usluer’e giderken, hayatındaki ilk ve tek Altın Portakal ödülünü almak için Mahmut Cevher sahneye çıktı. Kamuran Usluer adına Cevher’e ödülü Kenan Değer ve Sevtap Parman verdi.



'Denizler ölmesin'



’Seninle Son Defa’ filmindeki oyunculuğuyla 16’ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’En İyi Kadın Oyuncu’ ödülü Sevda Ferdağ’ın olurken Ferdağ’a ödülünü Eşref Kolçak sundu. Ödülünü havaya kaldıran Ferdağ, "Hayatımda ilk defa bu kadar anlamlı bir ödül alıyorum. Bir daha asla Denizler ölmesin" dedi. Cem Davran’ın sunduğu gecede Türk sinemasında 1979 yılının ’En İyi Erkek Oyuncu’ ödülü ise ’Demiryol’ filmindeki rolüyle Fikret Hakan’ın oldu. Hakan adına Yılmaz Köksal ödülü Meral Orhonsoy’dan aldı. Yılmaz Köksal "Emaneten bile olsa duayen bir aktörün ödülünü onurla alıyorum" dedi.



Onat Kutların eşi sahnede



16’ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’En İyi Senaryo’ ödülü ’Yusuf İle Kenan’ filmiyle Onat Kutlar ve Ömer Kavur’a verildi. İkili adına ödülü Onat Kutlar’ın Eşi Filiz Kutlar ve Ömer Kavur’un yakın dostu Necip Sarıcı aldı. Ödülü sunan Vecdi Sayar, Onat Kutlar’ın sadece senarist ve büyük bir sinema yazarı olmadığını belirterek "Türk sinemasındaki toplumcu gerçekçi damarı herkesten önce keşfeden dünyaya tanıtan bir sinema insanıydı. Özgür ve sansürsüz bir Türkiye için mücadele edecek bütün sinema emekçilerine saygılarımı gönderiyorum" diye konuştu. 30 Aralık 1994’te The Marmara Otel’in pastane katına yapılan bombalı saldırı sonucunda ağır yaralanan ve 11 Ocak 1995’te hayatını kaybeden eşi adına ödülü alan Filiz Kutlar, kendisi için anlamlı ama hüzünlü bir gece olduğunu dile getirdi. "Keşke kendisi sağ olsaydı" dileğinde bulunan Kutlar, terörün yeniden gündemde olduğunu hatırlatarak, Kutlar’ın 28 Ağustos 1994 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan köşe yazısından şu satırladı okudu, ’Terörün anlamı ve kapsamı onu kullanana göre değişmez. Hiçbir şiddet kazanmaz.

’

En iyi yönetmen Yavuz Özkan

'

Türk sinemasının 1979 yılının ’En İyi Yönetmen’ ödülü Demiryol filmiyle Yavuz Özkan’ın oldu. Özkan’a ödülünü sunan Sinema Emekçileri Sendikası Genel Sekreteri Ahmet Keskin, "1980 cuntası 650 bin kişiyi cezaevine gönderdi. 517 kişiyi idamla yargıladı, 51 kişiyi astı. Öyle bir asıştı ki, 17 yaşındaki bir delikanlıyı kemik yaşını büyüterek asan bir cunta bu ülkenin başına bela. Bunun yanısıra atanma bekleyen 330 bin öğreten adayı. Bu öğretmenler hala mücadelelerini sürdürüyor. Umarım bu korku toplumundan kurtulur polis devleti olmaktan çıkarız" diye konuştu. Keskin, konuşmasını özgür Türkiye dileğiyle noktaladı. Ödülünü alan Yönetmen Özkan, daha önce bu sahneye defalarca çıktığını ama bu defa farklı olduğunu söyledi. 1979 yılında Antalya Film Festivali’de sansüre karşı yapımcısından sinemacısına ve jüri üyesine kadar ortak bir duruş sergilediğini belirten Özkan, "Keşke bu filmleri yarıştırmasıydık. Herkesi ödüllendirebilseydik" dedi. Özkan ödülü 48 yıldır bu festivale emek veren ve bu festivali 48 yıldır yaşatan Antalya halkı adına aldığını söyledi.



En iyi film ödülü paylaşıldı



16’ncı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’En İyi Film’ ödülü iki film arasında paylaşıldı. Yavuz Özkan’ın ’Demiryol’ Ömer Kavur’un ’Yusuf İle Kenan’ filmi 1979’un en iyisi oldu. Atilla Dorsay, Kavur adına ’En İyi Film’ Ödülünü Necip Sarıcı’ya sundu. Antalya Belediyesi’nin 1979 yılındaki Belediye Başkanı Selahattin Tonguç ise ’Demiryol’ fimiyle ödüle uzanan Yönetmen Özkan’a ödülünü takdim etti. Dönemin Belediye Başkanı Tonguç, "16’ncı Antalya Film Festivali’ne katılan sinemacılarımız Konyaaltı’nda belediyenin bir tarafından rüzgar gelip öbür tarafından geçen obalarında kalarak, belediye işçilerinin kaynattığı kazanda yemek yiyerek Benim Antalya’mı bir sanat kenti haline getirdi" dedi. 



1980’in ödülleri



48’inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’Geç Gelen Altın Portakal Ödülleri’nde 1980 yılının ’En İyi Müzik’ ödülü ’Sürü’ filmiyle Zülfü Livaneli’nin oldu. Ödülü vermek üzere Nurettin Tekindor sahneye gelirken Livaneli adına ödülü Erdal Güney aldı. Livaneli’nin mesajını okuyan Güney, bu ödülün demokrasi ve insan hakları için mücadele etmiş olan herkesin ödülü olduğunu söyledi. Livaneli, mesajında "Geçmişte cuntalara faşizme karşı direnenler şimdi baskılara karşı böyle direniyorlar. Ne ironiktir bu süreç ileri demokrasi olarak adlandırılıyor" ifadesine yer verdi.



Bir başka hüzünlü öykü



17’nci Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülü ise ’Düşman’ filminde 80 yaşında ilk ve tek sinema filmini çeken Fehamet Atila’nın oldu. Ödülü Işık Yenersu Selçuk Özer’den alırken "Fehamet Hanım burada olmadığınızı tahmin ediyorum. Beni duyan yakınlarınız varsa beni ağır yükten kurtarsınlar. Geç gelen Altın Portakal’ınızı daha da gecikmeden size ulaştırayım. İşte ödülünüz" diye konuştu.



'Bu ödül benim değil'

'

Tuncel Kurtiz, ’Sürü’ filmindeki rolüyle ’En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödülüne layık görülürken oyuncu Kurtiz’e ödülünü Şerif Sezer sundu. Kurtiz ve Sezer sahnede uzun süri kucaklaştılar. Geceye katılan sinemacılar Usta Oyuncu Kurtiz’i ayakta alkışlarken Tuncel Kurtiz, "12 Eylül acı günler, acılı günler. Daha dün Erdal Eren’in belgeselini izledim. Asılan, işkence gören binlerce insanının acısı hala yüreğimizdedir. Bu ödül benim değildir. Onlarındır" diye konuştu.



Paylaşılan ödüller



1980 yılının ’En İyi Kadın Oyuncu’ ödülü ’Sürü’ filmiyle Melike Demirağ ve ’Düşman’ filmiyle Güngör Bayrak arasında paylaştırıldı. Bayrak adına ödülü Erkan Özerman, Ahu Tuğba’dan aldı. Melike Demirağ’a ’En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü vermek üzere Levent İnanır sahneye gelirken, ’Sürü’ filminde 16 yaşında oynadığını belirterek, "Orjin Fatsa olduğu için Sürü’nün ne için yasaklı olduğunu neyin altına girdiğimi biliyordum. O gün yasaklar halen sürüyor. Eğitimde, sağlıkta, tam gün yasasında, özellikle gazetecilere uygulanan baskılarla. Ama umudumu yitirmedim" diye konuştu. Melike Demirağ, ödülü İzzet Akay, Zeki Ökten, Yaman Okay ve Yılmaz Güney adına aldığını söyledi. ’En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü ise ’Düşman’ filmiyle Aytaç Arman ve ’Adak’ ile ’Sürü’ filmleriyle Tarık Akan aldı. Ödülünü Serap Aksoy’dan alan Arman, "’Hadi darbe yapalım’ demeseydiler başlayacak festivalde bana bu ödül verilmiş olsaydı benim ilk ödülüm olacaktı. Umarım son ödülüm olmaz" dedi. Tarık Akan’a 31 yıl sonra gelen 7’nci Altın Portakal ödülünü Müjde Ar sundu. Müjde Ar, ödülü takdim ettiği Akan için "O benim için hala çok yakışıklı. Umut ediyorum eşim bu programı seyretmiyordur, onun niyetini bilmem, ama ben onunla filmlerde sahiden öpüşürdüm" dedi. Tarık Akan Atıf Yılmaz, Zeki Ökten ve Yılmaz Güney adına ödülü kabul ettiğini söyledi. Akan, "12 Eylül’ün Türkiye’mde karanlığın başladığı yıl. 2011 Silivri, Ergenekon, Balyoz, adalet, gençlik... Lütfen 2011 ak mı kara mı siz karar verin" diye konuştu. Akan, sahneden indikten sonra CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’la tokalaşıp öpüştü. ’En İyi Senaryo’ ödülü ise ’Adak’ filmiyle Başar Sabuncu’nun oldu. Sabuncu’ya ödülünü Safa Önal takdim etti. 1980’nin ’En İyi Senaryo’ ödülünü ise Fevzi Tuna, ’Sürü’ ve ’Düşman’ filmleriyle Zeki Ökten’in oldu. Zeki Ökten adına ödülü eşi Güler Ökten aldı. Ökten, "Geç de olsa, ardından da olsa bu emeğe saygı, aydın sorumluluğuna eminim ki uzaklara sakladığınız Zeki de benim kadar mutlu olmuştur" diye konuştu.



Akıl tutulması yıllar



17’nci Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ’En İyi Film’ ödülü ise Zeki Ökten’in ’Sürü’ filmi oldu. Ödülü Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney, Antalya Valisi Ahmet Altıparmak’tan aldı. Ödülü sunan Vali Altıparmak, 12 Eylül günlerinin ülkenin akıl tutulmasının yaşandığın yıllar olduğunu söyledi. Vali Altıparmak "Sağcısıyla solcusuyla liderdi. En zeki ve en cevval çocuklardı. O genç bedenler toprağa düşmeselerdi Türkiye’de sanat, siyaset bürokrasi çok farklı olacaktı. Akıl tutulması bir kere daha ülkemde yaşanmaz diye düşünüyorum. Bugün darbecileri kınıyorsak bu güzelliği yaratanlara teşekkür ediyorum" diye konuştu. Ödülü alan Fatoş Güney, 12 Eylül’ün sinema ve düşünce alanında en büyük darbeyi Yılmaz Güney’e yaptığını söyledi. Güney ödülü, Türkiye halklarına, tüm faile meçhullere, işkencede ölenlere, hapishanelerde yatanlara ve onlarını yakınlarına adadı. Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen gece ödül alan sanatçılarını toplu fotoğraf çektirmesiyle sona erdi.

Yorumlar