Nutrigenetik nedir kişiye özel beslenme ile zayıflayın

Nutrigenetik nedir, Nutrigenetik beslenme nasıl olur? Kişiye özel beslenme ve diyet denildiğinde akla ilk gelen yöntem olan Nutrigenetik'i işin uzmanı anlattı.

Başak Temel
-A A+

Siz de 'Su içsem yarıyor', 'Diyet yapıyorum kilo veriyorum sonra yeniden kilo alıyorum' diyenlerdenseniz belki de kişiye özel beslenme düzenine geçmenizin vakti gelmiştir! Son yıllarda kişiye özel beslenme denilince ilk akla gelen NutriGenetik beslenmenin detaylarını Nutri Genetik Uzmanı Şule Arslan ile konuştuk. İşte sizin için sorduğum sorular ve yanıtları...

1. Farklı diyetler uyguluyor ve yanıt alamayabiliyoruz. Sıkça kullandığımız bir cümle var. “Su içsem yarıyor”. Siz bu konuya nasıl bir açıklama getirebilirsiniz? Nutrigenetik bize ne söylüyor?

NutriGenetik; 15 yıllık bir geçmişi olmasına karşın son yıllarda bilimsel makalelerin ve akademik araştırmaların artmasıyla dünyada oldukça popüler hale geldi. Beslenme ve sağlıklı yaşam adına bilimsel verilere dayalı bir yaklaşımdan söz ediyoruz…

Evet metabolizması yavaş çalışan kişilerin çok çabuk kilo aldıklarını, çok zor kilo kaybettiklerini biliriz. Böyle kişiler için genellikle ‘su içse yarıyor’ deyimi kullanılır. Ancak metabolizması yavaş kısmını biraz daha açmak gerekirse, besinlerin sindirimi ve emilimi sırasında gerçekleşen tepkimeleri ve bu tepkimeleri gerçekleştiren maddeleri düşünmek gerekir. Haliyle, metabolik hızınız sizin genetik yapınızdan, fiziksel aktivite türünüzden, maruz kaldığınız çevresel etmenlerden kolaylıkla etkilenir. 

Rutinde sizin diyetinizi planlarken besin maddelerinin gramı başına düşen kalori miktarlarını sabit tutar ve belli yüzdelerde onları diyetinize eklerdik. Ancak, genetik yapımıza göre beslenme ve zayıflama modeliyle karbonhidrat ve yağları sindiren genleriniz analiz edilir. Yavaş çalışan genleriniz göz önünde bulundurulur ve bu doğrultuda beslenme planınız oluşturulur. Böylece sizin metabolik hızınıza en uygun miktarda besin maddelerinin dağılımı yapılır.

2. Zayıflama konusu çoğumuzun hassas karnı. Ve her geçen gün yeni bir diyet akımı aklımızı çeliyor. Bazen diyetleri uygulamakta zorluk yaşıyoruz, bazen ise verdiğimiz kiloları yeniden almaktan şikayet ediyoruz. Açıkçası kafalar karışık… Var mı bir çıkış yolumuz?

Yapılan araştırma sonuçları, genetik analize göre hazırlanan diyet programının tam anlamıyla kişiye özgü olduğundan alışılagelmiş diyet planlarına göre yaklaşık 2,5 kat daha hızlı sonuç verdiğini gösteriyor. Hayatımızın her alanında olduğu gibi bu konuda da “kişiye özel” kavramı çok önemli. Aynı besin maddesi sizde farklı bir etki başka birinde farklı bir etki yaratıyor. Bu nedenle kalori hesabı yapmak ya da belirli gıdalar ağırlıklı diyetler etkili ve kalıcı olmayabiliyor.  Genetik yapınıza uygun olarak hazırlanan diyet programları sadece size özel olduğundan diyetin uygulanamaması gibi bir sorun da olmuyor.  Genetik zayıflama modeli, beslenme ve genetik bilimlerinin en son verilerinden yararlanarak kişilere kendi genetik yapılarına uygun beslenme programları sunuyor. Bu sayede kişilerin gerçek metabolizma durumu görülebiliyor ve kan tahlilleriyle birlikte tıbbi genetik durumu yorumlanarak etkili sonuçlar alınıyor. Kişiler hayat boyu değişmeyecek ve kendilerine özgü yapılarını öğrendiklerinde beslenme programlarını mevsimsel bir diyetten farklı olarak, yaşam tarzı haline getirebiliyorlar. Bu sayede verilen kiloların geri alınması sorunu da önemli ölçüde ortadan kalkıyor.

Nutrigenetik uzmanı Şule Arslan kimdir?

Şule Arslan, Bahçeşehir Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nü bitirdi. Ardından yine Bahçeşehir Üniversitesi’nde Genetik ve Biyoinformatik bölümlerinde çift ana dalını tamamlayarak bu alanlarda da lisans derecesi aldı. Halen Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı'nda yüksek lisans yapmakta olan Arslan NextGen A.Ş.’de AR-GE direktörü olarak çalışmalarına devam etmekte.

3. Tuz alımının sağlıklı beslenme ve zayıflamada önemli olduğunu duyuyoruz. Genlerimiz bununla ilgili de bilgi veriyor mu?

Evet tuzlar bizim için çok önemli. Tuzlar, vücudumuza aldığımızda parçalanarak mineral formlarına dönüşürler. Bu mineral formları ise tuzun türüne bağlı olarak çok önemli görevler üstlenir. Örneğin tansiyonumuzun dengede kalması, kaslarımızın kasılması yani sorunsuz bir şekilde hareket edebilmemiz, kalbimizin kanı pompalayabilmesi gibi pek çok yaşamsal olay minerallerin aracılığıyla gerçekleşir. Aynı zamanda gerektiğinden fazla tuz almak, yüksek tansiyon ve damar yapısının zarar görmesi gibi çok ciddi sorunlara yol açabilmekte. Sonuç olarak, vücudumuza ne kadar tuz almamız gerektiği önemli bir sorun. Ve Ülkemizde tuz tüketimi Avrupa ülkelerinin tuz tüketiminin oldukça üstünde. İhtiyacımız olan tuz miktarı, genetik olarak tuz hassasiyetimize, gün içinde ne kadar süre güneş altında kaldığımıza, ne kadar terlediğimize gibi pek çok parametreye bağlıdır. Bizler, fiziksel ve zihinsel performansınızı etkileyebilecek tuz alım miktarınızı şansa bırakmamak için tuz hassasiyetinizle ilişkili genlerinize bakıyor ve bu bilgiyi yaşam tarzınızla birlikte yorumluyoruz. Geliştirdiğimiz algoritma sayesinde size özel olarak almanız gereken tuz miktarınız hesaplıyor ve beslenme programınıza yerleştiriyoruz.

4. Elbette kilo kontrolünü sadece görünüşümüz açısından değil fazla kilonun tetiklediği sağlık risklerimizi azaltmak için de istiyoruz. Mesela diyabet riskimizi nasıl düşürebiliriz?

Diyabet yani şeker hastalığı, genetik alt yapınızın yanında beslenme ve yaşam tarzınızın da etkili olduğu kompleks bir hastalıktır. Bu sebeple diyabeti önlemek yaşam tarzınızı iyileştirecek müdahaleleri yapmakla mümkündür. Bu müdahaleleri en etkili şekilde yapabilmek için sizin karbonhidrat metabolizmasıyla ilişkili olan genetik verileriniz göz önüne alınarak diyetinizdeki karbonhidratların türü ve miktarı hesaplanmalıdır.  Böylece kan şekerinizi kontrol altına alacak ve diyabet geliştirmenizi engelleyecek beslenme programları geliştirilebilir. Özellikle ailenizde diyabet hastalığı varsa, doğum ağırlığınız normalin üzerindeyse ya da 4 kg’nın üzerinde çocuk sahibi olmuşsanız, bel çevresi/kalça çevresi oranınız 0.8’den büyükse, beden kütle indeksiniz 25’in üzerindeyse diyabet riskiniz yüksek demektir. Bu durumlarda hastalık gelişmeden önlem almanızı öneririz.

5. Gelelim gündemdeki bir diğer başlık olan antioksidanlara. Yaşlanmayı geciktirmek, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı yaşam adına bu konu bizleri oldukça cezbediyor. Antioksidanlar nedir? Besin takviyeleri konusunda neye dikkat etmeliyiz? Özellikle sosyal medyada lanse edilen pek çok gıda takviyesi görüyoruz… Her takviye bizim için yararlı mı? Okuyucularımıza uyarılarınız neler olur?

Oksidan maddeler, hücrelerimize ve hücrelerimizin yönetici molekülü olan DNA’mıza kimyasal olarak zarar verip kanser başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olurlar. Antioksidan maddeler ise oksidan maddelerin bu zararlı etkilerinin oluşmasını engellerler. Antioksidan maddeler, vücudumuza sebze, meyve, baharat ve yağlar aracılığıyla doğal olarak ya da besin destekleri yoluyla alınabilirler. Antioksidanların gereğinden az alınması durumunda oksidan maddeler hücrelerimize zarar vererek onların ölmesine ya da işlevlerinin bozulmasına sebep olabilir. Bu durumda çeşitli hastalıklar ile erken yaşlanma durumu meydana gelebilir.

Antioksidan maddelerin gereğinden fazla alınması da onaylanan bir durum değildir. Bu sebeple optimum antioksidan alımı gerçekleşmelidir. Ancak size özel antioksidan ihtiyacını hesaplamak şimdiye kadar en zorlandığımız konulardan biriydi. Antioksidan savunma mekanizmanızda rol alan genlerin analiz edilmesi ile almanız gereken antioksidan miktarı size özel olarak hesaplanabilir. Böylece hücrelerinizin korunmasını sağlanabilir ve yaşlanma süreciniz geciktirilebilir. Daha da önemlisi, kanserler başta olmak üzere çeşitli hastalıklara yakalanma riskinizi azalır. Size önerim, optimum sağlık seviyesine ulaşmak ve yaşlanma süreçlerinizi geciktirmek için kendinize en uygun miktarda antioksidan maddeyi diyetinizde mutlaka barındırmanız olabilir.

6. “Kilo alamıyorum ne yapmam gerekir?” diyenler de kilo vermek isteyenler kadar çok mu?

Evet kilo alamamak da tıpkı kilo verememek gibi çok yaygın bir sorun. Gerektiğinden zayıf olmak hem hormonlar aracılığıyla kişinin normal fizyolojisini hem de psikolojisini etkileyen bir durumdur.

Kilo almak isteyen kişiler genellikle her şeyi yediklerini ancak kilo alamadıklarını söyleyerek kliniklere başvururlar. Ancak bu kişiler için de tıpkı kilo vermekte zorlanan kişilerde olduğu gibi, vücutlarının hangi besin ögesine ne kadar ihtiyacı olduğu hesaplanarak işe başlanmalıdır.

Örneğin, yağları barsaklarında yeterince ememeyen ve emdiği yağ moleküllerini de çok iyi ve hızlı bir şekilde parçalayan kişiye verilmesi gereken yağ miktarıyla, yağları barsaklarından çok hızlı emen ve hemen depolayan kişiye verilmesi gereken yağ miktarı aynı değildir.

Ayrıca, kilo almak isteyen kişilerin sağlıklı vücut bileşimlerini koruyarak kilo alması gerekmektedir. Yani, kas kütlesi eksik kişi kilo almaya çalışıp yağ kütlesi kazandığında tartı üzerinde amacına ulaşmış gibi gözükse de bu sonuç kişinin aslında başarılı olmuş olduğu anlamına gelmez. Kilo alamamaktan şikayet eden kişiler de kendilerine özgü hesaplanmış enerji düzeyinde ve besin dağılımlarıyla beslendiklerinde, tıpkı kilo vermekte zorlanan kişiler gibi daha hızlı ve etkili bir şekilde başarıya ulaşırlar.

7. Sohbetimizin sonuna gelirken okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Besinler de tıpkı ilaçlar gibi vücudumuza dışarıdan aldığımız, kimyasal maddelerdir. Bu sebeple tıpkı ilaçlar gibi vücudumuzun maksimum düzeyde onlardan yararlanması ve onları işleyebilmesi için uygun zamanlarda ve miktarlarda tüketilmesi gerekmektedir. Tüketim zamanı ve miktarı da ilaçlarda olduğu gibi besinler için de “kişiye özel” olmalıdır.

Bilim dünyasının geldiği son noktada, bizler, sizin yaşam koşullarınız, kan tahlili sonuçlarınız ve genlerinize bakarak size nasıl ve hangi miktarda hatta hangi zamanlarda beslenmenizi gerektiği detaylarını artık söyleyebiliyoruz. Okuyucularımızdan kulaktan dolma bilgilere, genel geçer, dönemsel diyet reçetelerine itibar etmemelerini rica ediyorum.

Çünkü, metabolizmanız tıpkı sizi oluşturan diğer tüm özellikleriniz gibi, biricik ve tek.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.

"Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendileri sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı İnternethaber Yayıncılık AŞ. (elmaelma.com) hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabul etmemektedir."