Dış ses

Şehirleştikçe modernleşen, modernleştikçe güzelleşen, güzelleştikçe yalnızlaşan bir karanlıktan seslenir.

Hande Büşra Koca
-A A+

Şehirleştikçe modernleşen, modernleştikçe güzelleşen, güzelleştikçe yalnızlaşan bir karanlıktan seslenirler: “Lale zamanında, menekşe koklayanlara bakmakla çürüyecek ömrün. Oysa bir kalp atışı uzaklığında bütün gücün. Bilirsin, bildiğin kadar yenilirsin, doğrulup doğrulup devrilirsin. Önemi yok. Sana senden daha fazla sahip çıkacak hiç kimse yok. Git kopar kökünden o menekşeleri, koklamasın kimse.” Uyma onlara. Koparma. Belki bir timtirik atabilirsin. Hani böyle baş parmağınla işaret parmağını daire yapıp, attırıveriyorsun ya baş parmağını. Kavak ağacının çok olduğu yerlerde timtirik derler ona. Bildin değil mi? Bilmiyormuş gibi yapsan da, bildiğini bildim. Bu yüzden çok mu acıktı nefsin at bir timtirik; ama lütfen koparma. Ben yaptım. Bir gün gittim kökünden kopardım menekşeleri. Lale zamanı mıydı bilmiyorum; ama gittim tepesinden kavradım ve kopardım attım. Hani sıpıtıp atarsın ya. Sıpıtıp? İşte öyle attım. Yine de bununla gurur duymadım. Elimden utandım. Gözümden utandım. Dedemden utandım. Belki de bu yüzden hala lale zamanında menekşeye kokar avuçlarım. Koklar koklar sayıklarım, bildiğim tüm pişmanlık surelerini. Çünkü menekşe kokusu bile olsa, yok etmenin daimi hatırası hiç iyi gelmez insana. Yok olmanın da...
Doğrular değişir, insanlar değişir, bir gün mazlum diye sırtını sıvazladığın o biri çıkıp gelir, ilk seni devirir. İçindeki yaralı hayvan delirir. Gerçi burdaki yaralı hayvan tabiri çok klişe gelebilir. Yine de delirmesin söyle ona. Çünkü buna yenilmek daha klişe. Çünkü biz söz verdik. Daha hiçbir mevsim başlamamışken, menekşeler falan ortada yokken...
Sahipsiz değilsin sen. Kimsesiz değilsin. Yorgun olabilirsin, mutsuz olabilirsin; ama kimsesiz değilsin. Bu yüzden yakarak, yıkarak, kopararak, apararak medetlenemezsin. Feryad etmen gerek. Belki de sana yalnızca bir gül gerek. Fakat ben de gülleri sevmem. Son tahlilde; güller de klişe. Biri dışında...
Onlar kollarında, boyunlarında ve hatta evlerinde milyardolarlık putlarla gezerken çok zor biliyorum. Ama evde put olur mu be düşünsene? Yuva bu yuva. Yuvada put olur mu? Boyunda diyorum. Boyunda put olur mu? Oldu işte. Olmaz olmaz dedikçe, olmazların hepsi oldu. Bir bir oldu. Tek tek oldu. Pat pat oldu. Güm güm oldu. Olmadı yahu diyip durmanın kimseye bir faydası yok. Bu yüzden onların değil, ilk senin boynun kesilecek. İlk seni taşlayacaklar. Hatırla...

Soraya’ya da böyle olmamış mıydı? Bütün vücudunu gömüp toprağa, kafasını taşlamadılar mı iki şahit uğruna? O boyun kesilir belki fakat çekmeye gelmez demedik mi sana? Senin boynun çekmeye gelmez. Kesilir. Kesecekler. Bırak kessinler. Yeter ki çekmesinler. Alter egoya puttan daha ağır gelir bu durum. Bir İbrahim çıksa gelse şimdi söyle ilk hangisini devirecek? Bu cümlemden sonra okumaya kim devam edecek? İbrahim! Sen iyisi mi her zamanki gibi en büyüğünden, gönlümdekinden başla...

"Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendileri sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı İnternethaber Yayıncılık AŞ. (elmaelma.com) hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabul etmemektedir."