Anoreksiya Nervoza nedir belirtileri nedenleri ve tedavi yolları

En sık görülen psikolojik hastalıklardan biri olan Anoreksiya Nervoza nedir, neden olur, belirtileri ve tedavi yolları nelerdir?

Zeynep Tatarer
-A A+

Anoreksiya Nervoza, en sık görülen psikolojik hastalıklardan biridir. Yüzde 20 ölüm riski taşıyan bu hastalık ilk olarak 1500’lü yıllarda tanımlanmıştır. O dönemde aç kalmak dini inançlar uğruna dünyevi hazlardan uzak kalmanın bir parçası olarak düşünülmekteydi. Bu durumun aslında oldukça önemli bir hastalık olduğunun anlaşılması 1990’lı yıllara tekabül etmektedir. Bu hastalığın tanı kriterleri üç kısımdan oluşur. İlk olarak gıda alımının hemen hemen iskelete dönecek kadar azaltılması bu hastalığın belirteçlerinden biridir. İkinci olarak kişi
normal standartların altında bir ağırlığa sahip olsa da kilo alma ile ilgili aşırı bir endişe taşır. Son olarak da kişinin kilolu olmamasına rağmen şişman olduğuna dair çarpık bir beden algısı mevcuttur. Tanı için bu üç durumun en az 3 ay süreyle devam ediyor olması gerekir. Bu bağlamda Anoreksiya Nervoza’nın belirtileri şunlardır;

- Kişiler kilo vermek için aşırı egzersiz yaparlar.
- Sık sık öğün atlarlar ve sürekli kalori hesabı yapmakla meşgul olurlar.
- Yemek yedikleri zaman telafi amaçlı kendilerini kustururlar ya da bir takım idrar
söktürücü ilaçlarla aldıkları besinleri dışarı atarlar.
- Aynı gün içerisinde defalarca tartıya çıkarlar.
- Yemek yeme alışkanlıklarındaki bozuklukları saklayabilmek için genelde yalnız
yemeyi tercih ederler.
- Aynanın karşısında normalden fazla vakit geçirirler ve gördükleri manzaradan da hiçbir zaman memnun olmazlar.
- Daima bedenlerinde eleştirecek bir nokta bulurlar.

Bu belirtilerden ileri gelen başka hastalıklar da anoreksiya nervozaya eşlik edebilir. Sürekli yalnız yemek yemeye gayret eden kişi kendini toplumdan izole etmiş olacaktır. Ayrıca vücudu hakkındaki çarpık fikirleri kendisini mutsuz ve kaygılı hissettirecektir. Bu durumlarda kişinin depresif belirtiler de göstermeye başlaması kaçınılmaz olacaktır. Yine kendilerini sürekli kusturmaya bağlı olarak hastaların diş ve mide sağlığı da zamanla bozulacaktır. Hastalığın ilerleyen aşamalarında kemik erimesi, böbreklerde bozulmalar ve daha pek çok
hastalıklar meydana gelebilir. En uç noktası ise yukarıda belirttiğimiz gibi yetersiz beslenme, intihar veya madde kullanımının tetiklenmesine bağlı olarak hastalığın ölümle sonuçlanmasıdır.

Her hasta için hastalığın gelişim sebebi farklı olabilir. Araştırmalara bakıldığında
mükemmeliyetçilik ya da yetersizlik algısı taşıyan, kendilik algısı ile ilgili olumsuz düşüncelere sahip, olumsuz ebeveyn tutumlarına maruz kalmış kişilerde daha çok görüldüğü saptanmıştır. Psikoanalistler ise bu hastaların zihinlerinde gebe kalma ve kendilerini aç bırakma arasında bir bağlantı olduğu görüşündedirler. Aç kalarak kişinin cinselliği reddettiğini varsayarlar.

Hastalığın gelişimi her hastada farklı olabileceğinden tedavisi de kişinin öyküsüne göre planlanmalıdır. Yüksek kalorili bir diyet programı ile vücut ağırlığı normal rakamlara taşınmalıdır. Gerekirse yataklı tedavi ile bu program uygulanmalıdır. Ancak kilo almak tedavinin nihai amacı değildir. Nüksleri önlemek için en az onun kadar önemli olan hastanın bilişsel çarpıtmalarını düzeltmektir. Kişinin kontrolünü yitireceği korkusu ve olumsuz beden
algısı ile çalışılmalıdır. Bunun için bilişsel davranışçı terapi tekniğinden faydalanılabilir. Her ne sebeple meydana gelmiş olursa olsun bu belirtiler bir yaşam tarzı olarak kabul edilmemelidir. Hastalığın ciddiyetinin farkında olunmalı ve çözümü için profesyonel destek alınmalıdır.

Zeynep Tatarer’i sosyal medyadan da takip edebilirsiniz.

instagram.com/psikologzeyneptatarer