Çölyak hastalığı nedir çocuğunuz yavaş büyüyorsa bu hastalığa dikkat!

Her yaşta görülebilme ihtimali olan çölyak hastalığı büyüme gerili olarak özetlenebilir. Eğerki çocuğunuzun yavaş büyüdüğünü düşünüyorsanız dikkat!

Çölyak hastalığı nedir çocuğunuz yavaş büyüyorsa bu hastalığa dikkat!
-A A+

Her yaşta ortaya çıkabilen çölyak hastalığı çocuklarda büyüme geriliği, iştahsızlık gibidurumlarda kendini gösterebilmektedir. Çölyak hastalığından uzak durmak için glutenli gıdalardan olabildiğince uzak durmak gerekiyor. Her 100-150 çocuktan biribde görülen çölyak hastalığı hakkında Memorial Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. M. Ayşe Selimoğlu, çölyak hastalığı ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

ORGANLARA ZARAR VEREBİLİR!

Çölyak hastalığı buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten isimli maddenin tetiklediği, hastalığa genetik yatkınlığı olan bireylerde gelişen ve başta ince bağırsak olmak üzere birçok organı etkileyebilen bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıkmasında genetik faktörler etkili olduğu gibi çevresel faktörlerin de etkisi olduğu düşünülmektedir. Hastalık ince bağırsaklarda hasar oluşturarak gıdaların sindirim ve emilimini bozabilmekte ve buna bağlı olarak vücut için gerekli bazı besin maddelerinin eksiklikleri gelişebilmektedir. Bu da bir domino etkisi yaratarak tüm organlarda ikincil hasarlar oluşturabilmektedir.

BU BELİRTİLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURUN!

Çölyak hastalığının dünya üzerindeki her 100-150 kişiden birisini etkilediği düşünülmektedir. Ülkemizde çocuklarda yapılan tarama çalışmalarında da benzer sonuçlar bulunmuştur. Çocuklarda;

İshal, büyüme geriliği, gaz ve karın şişliği, tekrarlayan karın ağrıları, halsizlik ve iştahsızlık, kilo kaybı veya kilo alamama, boy kısalığı, kemik erimesi, ergenlik gecikmesi, tedaviye dirençli kansızlık, yaygın diş çürükleri, saç dökülmesi ve deri döküntüleri, tedaviye dirençli kabızlık, karaciğer testlerinde bozukluk, aşırı mızmızlık ve uyku bozuklukları çölyak hastalığının belirtisi olabilir. Sessiz çölyak hastalığına karşı dikkatli olun.

Çölyak hastalığı bazen yavaş yavaş gelişen belirtiler, bazen de ani bulgularla ortaya çıkabilir. Hatta bazen hiç belirti vermeden yıllarca sessiz kalabilir. Tip 1 diyabet ve tiroit hastalıklarına sessiz Çölyak hastalığı eşlik ediyor olabilir. Çölyak hastalığı kuşkusu varsa ilk olarak kan testleri ile tarama yapılır. Bu testlerde hastalık lehine bir bulgu saptanırsa kesin tanı için endoskopik muayene ve onikiparmak bağırsağından alınan örneklerde patolojik inceleme gereklidir. Çölyak hastalığı tanısı alan bireylerin yakınlarında da hastalık görülebildiğinden birinci derece yakınların taramadan geçmesi gerekmektedir.

GLUTENLİ GIDALARA DİKKAT!

Çölyak hastalığının tek tedavisi, hastalığa neden olan glutenin beslenme düzeninden çıkartılmalıdır. Buğday, çavdar ve arpa içermeyen gıdalar tüketilmelidir. Giderek ulaşılması daha kolaylaşan glutensiz ürünler diyet uyumunu ve dolayısı ile tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Marketten alınan her gıdanın etiketinin dikkatlice okunması gizli gluten kaynaklarından kaçınmayı sağlayacaktır. Az miktarda glutenle beslenme asla çözüm sağlamaz, mutlak bir kaçınma gereklidir. Çocukların tüketmemesi gereken gıdalar öğretmenleri ve bakıcıları ile paylaşılmalıdır. Hastalığın kendisi için ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Ancak hastalık nedeni ile oluşan besinsel eksikliklerin yerine konması için vitamin ve eser element takviyesi gerekebilir.

BAŞKA SORUNLARA NEDEN OLABİLİR!

Glutensiz diyete tam uyulması halinde hastalık tamamen düzelir. Tedavi edilmezse belirti ve bulgular ağırlaşarak devam eder. Çocuklukta olmasa bile ileri yaşamda erken kemik erimesi yaşanabilir, üreme fonksiyonunda sorunlar olabilir. Diyete uymayan hastalarda başta bağırsak kanseri olmak üzere kanser riski ve ölüm oranları yükselir. Bu riskler tesadüfen saptanan sessiz Çölyak hastalığı için de geçerlidir; bu çocuklar da diyet tedavisi almalıdır.

ANNE SÜTÜ KORUYOR!

Çölyak hastalığını önleyecek kesin bir yöntem bilinmese de ilk 6 ay tek başına anne sütü ve anne sütü alırken 6. ayda başlanan az miktarda gluten de içeren sağlıklı tamamlayıcı beslenme pratiklerinin koruyucu olduğuna dair veriler bulunmaktadır.